İNSTAGRAM

İNSTAGRAM
hayatcemresi_ instagram

بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet
YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2018 Cuma

SAFER AYI BELA VE UĞURSUZLUK AYI DEĞİLDİR!

Safer ayı cahiliye devri Araplarınca uğursuz sayılırdı. Bu batıl inancın kalıntıları günümüzde de görülmektedir. Bugün de bazı kesimlerce bu ayda Allah’ın çokça uğursuzluklar ve şerler yarattığına, bu ayda 320 bin bela indiğine inanılmakta ve bunlardan korunmak için de bu aya mahsus namaz, dua, sadaka vb.ile bunlardan korunulabileceği söylenmektedir ki bunların hiçbirisinin sahih bir dayanağı yoktur, hepsi uydurmadır, batıldır.

24 Mart 2018 Cumartesi

BİD'AT-I HASENE YOKTUR

بسم الله الرحمن الرحيم، الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين

BİD’ATIN LUĞAT VE ISTILAHTAKİ ANLAMI

Bid’at kelimesi luğatte; önceden var olmayan, bilinmeyen bir şeyi icat etmek/ortaya çıkarmak, yenilik anlamlarına gelir. (Örneğin bkz: Bakara 117, Ahkâf 9) Bu anlamı itibariyle bid’at güzel de olabilir, kötü de olabilir. İbn Hacer el-Askalânî (rahimehullah) şöyle demiştir: “Şeriat’ın örfünde bid’at yerilmiştir. Ama luğatta ise böyle değildir; ister övülen olsun, ister yerilen olsun, bir benzeri olmaksızın icat edilmiş her bir şey bid’at diye isimlendirilir.” (Fethu’l-Bârî, 13/253)

Istılahtaki/şeriattaki anlamı ise: Kur’ân ve sünnete göre farz/vacip veya müstehab veya mübah veya haram veya mekruh veyahut küfür/şirk olmadığı halde farz/vacip veya müstehab veya mübah diye inanılan veya söylenilen veya yapılan, ya da haram, mekruh veya küfür/şirk diye inanılan veya terk edilen/kaçınılan her şeydir. Örneğin; bir farzın müstehab ya da bir küfrün haram olduğuna veya bunun tam aksine inanmak, keza dinde meşru olmayan bir şeyin meşru olduğuna veya meşru bir şeyin meşru olmadığına itikat etmek gibi.

Dinde mübah olmadığı halde mübah diye inanılan, söylenilen veya yapılan şeylerin bid’at sayılması, mübah olduğuna itikat etmek suretiyle o inanca, söze veya fiile şer’î bir hüküm izafe edildiği içindir.

28 Kasım 2017 Salı

İbadetlerimizde Huşuyu Nasıl Yakalarız?

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.
İmam Müslim (rahimehullah)’ın Ömer (radıyallahu anhu)’dan tahriç ettiği meşhur Cibril hadisinde Cibril (aleyhisselam) Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e "Bana ihsan hakkında haber ver" dediğinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen Onu göremiyorsan da O seni görmektedir" buyurmuştur. Bunun evvelinde İslam’ın ve sonra İman’ın tarifini yapmış ve hadisin sonunda da "O gelen Cibril’di. Size dininizi öğretmek için geldi" buyurmuştur. Böylece dinin mertebelerini ve son mertebe olarak ihsan mertebesini beyan etmiştir. Yani ihsan mertebesi İslam, yani zahiri söz ve ameller ve İman, yani batini söz ve amellerden sonra gelen, başka bir tabirle İslam ve İmana mebni olan bir mertebedir. Buna binaen sorulan soruya muhtasar cevap olarak şöyle diyebiliriz:

10 Şubat 2017 Cuma

Nebi (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'e Salat Getirmenin Hükmü


Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor:
“Kim bana bir salât ederse Allah da ona bu salât sebebiyle 10 salât eder"
(Hadis-i Şerif / Muslim)
 
Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e salat ve selam getirme mevzusunda âlimler değişik görüşlere sahiptir.
Hanifi ulemasından İmam Tahâvî (rahimehullah) Maliki ulemasından Turtuşi, İbn’ul-Arabi ve Fâkihani (rahimehumullah) Şafi ulemasından Halîmî ve İsferâyinî (rahimehumullah) Hanbeli ulemasından ise İbn Batta (rahimehullah)’a göre, bir mecliste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ismi her anıldığında ona salat getirmek vacibtir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır.
1-) “Yanında benim zikrim geçtiği halde bana salat getirmeyenin burnu yere sürtsün” 
(Tirmizi… Şeyh Elbani bu hadisin isnadının sahih olduğunu söylemiştir.)
2-) “İnsanların en cimrisi, yanında ben zikredildiğim halde bana salat getirmeyendir.” 

(İbn Mendeh)
3-) “Ben kimin yanında zikredilirsem bana salat getirsin”  
(Ebu Davud et-Tayalisi… İbn Kayyım (rahimehullah) bu hadisin isnadının sahih olduğunu belirtmiştir.)

20 Eylül 2016 Salı

Musibetler Karşısında Kalbimizin Sözümüzün ve Fiilimizin Hali Nasıl Olmalıdır?

Cinleri ve insanları kendisine ancak kulluk yapsınlar diye yaratan Allah’a hamd olsun. Bu kulluğun hangi şekilde olacağını hayatıyla, eylem ve söylemleriyle aktaran, en güzel bir şekilde yaşayan ve anlatan Rasûle salât ve selam olsun.
Allah (azze ve celle)’nin Rububiyyet sıfatından anlaşıldığı gibi evrenin, kainatın, göklerin, yeryüzünün, doğuların ve batıların maliki yaratanı, yegane tasarruf etmek yetkisine sahip olanı Ondan başkası değildir. Onun izni olmadan hiçbir yaprak yerinden kımıldayamaz. Allah’u Teâlâ dilemeden hiçbir canlı anne karnında vucüda gelemez. Allah (tebareka ve teâlâ)’nın iradesi olmadan ruh sahibi hiçbir varlık ruhunu ölüm meleğine teslim edemez. İnsanlar ve cinler bir müslümana zarar vermek için bir araya gelseler Allah müsade etmeden hiçbir zarar veremezler ve ancak Allah’ın izin verdiği kadar zarar verebilirler. Nitekim dünyanın büyük müstekbirlerinden Nemrud, İbrahim (aleyhisselam) zahiri sebepler bazında öldürmeye gücü yetmesine rağmen Allah’ın iradesi hem onun iradesine hemde canlı ve cansız bütün iradelere ğalip gelmiş ve kavurucu ateşi soğuk ve serin yapmıştır.

Yani şahsımız, sahip olduklarımız ve sevdiklerimiz bizim değildir. Kainatın sahibi onlarında sahibidir. Allah dilediği ve istediği şekilde sahip olduklarında tasarruf eder. Kimini aziz kılar, kimini zelil, kimini zengin kılar kimini fakir, kimini islamla şereflendirir kimini küfürle alçaklaştırır. Kimini gençken öldürür kimini bebekken kiminide cihad meydanlarında, kurşunların karşısında, bombaların altında ömrünü geçirmişken yatakta canını alır.

14 Temmuz 2016 Perşembe

Gıdalar ve Kullandığımız Ürünlerdeki Helal Arayışımızın Sınırı

Allah (azze ve celle)'ye hamd eder sözlerime onun adıyla başlarım. Salat ve selam Nebimiz Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem)'e, O'nun temiz ve pak ailesine ve yollarından ihlasla giden ümmetin bütün fertlerinin üzerine olsun.

"Allah her kimseyi, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!" 
Bakara/286

Yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız her ne madde varsa helal katkılarla üretilmiş olmasına hep dikkat etmeye çalıştık çalışıyoruz da...Bazen hatta çoğu zaman bu durum bizleri şüpheci olmaya, ümitsizliğe, bıkkınlığa vesveseye götürdü. Gliserin'in haram maddelerden de üretildiğini öğrendiğimde ve kullandığım bulaşık deterjanında gliserin olduğunu gördüğümde yaşadığım üzüntü ve çaresizliği tarif edemem. 
Keza sabundaki bir şüpheli maddeden haberdar olduğumda da durumum aynı idi. Market market dolaşıp, sabunların içeriklerini o minicik yazılarına rağmen okumaya çalışmak yıpratıcıydı. Seçeneklerin azlığı ise tam bir hayal kırıklığı idi.

Bir kardeşimizin helal tüketme arayışındaki çaresizliği bunun başka bir örneği idi. "Herkesin evi mis gibi kokuyor, benim evim öyle kokmuyor" diyordu. Kokulu yüzey temizleyicilerinde helalliği aradığı için yaşıyordu bu sıkıntıyı. O zamanda kardeşimize bunları kullanabileceğini yenilip içilen bir şey olmadıklarını yazmıştım.

Helal ve sağlıklı ürün arayışımda, alabileceğim, ulaşabileceğim, içime sinerek kullanacağım bir ürün bulduğumda veya evde ürettiklerimde ise adeta dünyalar benim olmuş, üzerimden sanki büyük bir dağ kalkmıştı.

28 Nisan 2016 Perşembe

DİNÇLİK ve KUVVET FORMÜLÜ

بسم الله الرحمن الرحيم
Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü'minlere olsun.

Akşam/gece vakti yatağa girdikten sonra uyumadan önce iki avucu birleştirip avucun içine bir ihlâs, bir felak ve bir nâs surelerini okuyup sonra da -Allahu A’lem- rutubetle veya nefesle/havayla bereket ummak için [1] (başka bir ifadeyle; bedene Kur’ân’ın bereketi ulaşsın diye [2]) tükürüksüz veya çok az bir tükürükle beraber [3] avucun içine üfleyip baş ve yüzden başlamak suretiyle ilk olarak bedenin ön tarafından sonra arka tarafından ulaşılabilen yerlere meshetme ve bunu üç defa yapma sünneti dışında âyetu’l-kursiyy’i okumanın ve 33 defa Subhanallah, 33 defa Elhamdulillah ve 34 defa Allah’u Ekber demenin de uykudan önce okunan zikirlerden olduğunu biliyor muydunuz?

Buhari (rahimehullah)’ın rivayet ettiği meşhur ve uzun bir kıssada şeytanın (aleyhi’l-la’ne) Ebu Hureyre (radiyallahu anh)’a şöyle dediği geçmektedir: “Yatağına geldiğin zaman âyetu’l-kursiyy’i oku. Böylelikle sabaha erinceye kadar Allah tarafından daima senin üzerinde bir koruyucu olur ve hiçbir şeytan sana yaklaşamaz.”

21 Nisan 2016 Perşembe

ÇOCUKLARIMIZIN İMANLARI TEHLİKEDE!

Ürdün halkından hayr üzere olduğunu sandığım bir kişi tanıyorum. Çocuklarını İslami bir terbiye ile yetiştirmek için elinden gelen gayreti sarf ediyor.

1. Takva üzere kurulmuş bir evi, fazilet sahibi, dindar da bir hanımı var.
2. Çocuklarını Allah için sevip, Allah için buğz etme akidesi ile yetiştiriyor.
3. Onları seçkin İslâmi okullara gönderiyor ve bu okulların çocuklarını İslâmi terbiye ile eğitmesine karşılık ağır masraflarını da üstleniyor.
4. Evinde hiçbir şekilde normal Tv alıcısı kullanmıyor, aksine sadece İslâmi programlar için Mecid Kanallarının alıcısı mevcut. Çocukları yerel televizyon kanallarını seyretmiyor, yerel radyo kanallarını da dinlemiyorlar.
5. Çocuklarını yetiştirirken bilhassa Allah’ı yüceltmenin anlamı konusuna eğiliyor ve bunun için de her fırsatı değerlendiriyor.
6. Hem kendi ailesi, hem de eşinin ailesi de dindar kimseler.

İşte bu şahsı, bir gün, yemek esnasında birinci sınıfta okuyan oğlunun sorusu oldukça şaşırtmış: “Babaa! Kim daha büyük? Kral mı, yoksa Allah mı?” -Ürdün Kralını kastediyor-

Çocuğun babasını dürüstlüğünden ötürü asla suçlamıyorum, o: “Eğer benim çocuğum bu şekilde düşünüyorsa, eğitimi ondan düşük olan çocuklar nasıldır kim bilir! Ve onu bu şekilde düşündüren nedir?” diye soruyor.

Kardeşlerim, doğrusu bu çocuğun sorusu oldukça tehlikeli işaretler içeriyor.

11 Nisan 2016 Pazartesi

Halk Dilinde İstem Dışı “Küfür ve Haram” Olan Sözler “Kıyamet Koptu”

بسم الله الرحمن الرحيم
 Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Rabbimiz (azze ve celle) bizi ancak kendisine kulluk etmemiz için yaratmıştır. 
Zariyat Sûresi 56. ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” 
 Eğer kulluğumuzun gereğini bilirsek Rabbimize hakkıyla kulluk ederiz. Onun emir ve yasaklarına bu dünya ve ahiret mutluluğumuz için harfiyen uymamız gerekmektedir. Rabbimize kulluğumuzun bir parçası da edepli olmaktır. Rabbimize karşı edepli olursak tüm söz ve fillerimizde Rabbimizin rızasına uygun hareket ederiz. Kişi annesine, babasına, büyüğüne, patronuna, aşiret reisine, nasıl saygılı edepli olmaya çalışıyorsa konuşmalarına dikkat ediyorsa ki, -böyle olmalı- öyleyse Rabbine karşı en büyük edep ve içtenlikte olmalıdır. Bunun içindir ki ağzından çıkan kelimeyi iyi düşünmelidir. 
Ali (radıyallahu anhu) “Söz ağzından çıkınca sen onun esiri, çıkmazsa o senin esirin olur” buyurmuştur.

1 Nisan 2016 Cuma

1 Nisan Hile Günü

1 Nisan Tarihçesi
بسم الله الرحمن الرحيم

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.
15. yüzyılın sonlarında, haçlı ordusu İspanya da ki Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.

En sonunda 31 Mart gecesi kalenin önüne giderek bir elinde Kur’an bir elinde İncil; şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.

26 Ocak 2016 Salı

Harama Bakmanın Büyük Tesiri

İbretlik Bir Kıssa
بسم الله الرحمن الرحيم
Zamanın birinde Müslümanlar Hristiyan Rum ordusuyla savaşmak için onların bölgesine doğru gitmişler. Müslüman ordu içerisinde, bundan önce çok defa Rumlar’a karşı cihad etmiş olan, Kur’ân’ın hepsini ezbere bilen, ilim sahibi olan biri varmış. 

Müslümanlar Rum beldelerinden birini muhasara altına almışlar. Rumlar kalenin içinde, Müslümanlar ise dışında, iki ordu arasındaki mesafe yakın olduğu bir halde aralarında çatışmalar yaşanmış. Birkaç gün durum böyle devam etmiş. 
Bazen kaledeki kadınlar dışarı çıkıyorlarmış. İşte bu adam, kaleden çıkan bir kadın görmüş, ama bakışını ondan çevirmeyip devam ettirmiş. Kadın hoşuna gitmiş. Bir bakış, iki, üç, dört… derken kalbi kadına bağlanmış. O’nu gözlemeye başlamış. 
Ve sonunda bir gün ona: “yanına nasıl gelebilirim” diye bir yazı göndermiş.

18 Kasım 2015 Çarşamba

“Herkes Bir Şey Söylüyor, Kime İnanacağız?” Endişesi

 بسم الله الرحمن الرحيم
Günümüzde birçok kimsenin şöyle bir sorunu var; deniliyor ki: “Kendilerini İslam’a nispet eden her bir cemaat/grup, kendilerinin doğru yolda olduklarını, kendi dışındakilerin ise yanlışta, sapıklık içinde olduklarını iddia ediyor. 
Halbuki bu cemaatlerin hemen hemen hepsi, Kur’ân’a ve bununla beraber Sünnete tabi olduklarını söylüyor. Şayet Kur’ân ve Sünnet doğruyu gösteren kaynaklarsa, hakla batılın arasını ayıran iki rehber ise ve hak bir tane olup hakkın dışında kalanların hepsi yanlış/batıl ise -ki bunun böyle olduğunu herkes kabul ediyor-, o halde Kur’ân’a ve Sünnet’e bağlı olduğunu söyleyen cemaatler neden birbirlerini sapıklıkla itham edebiliyor? Neden İslam adına öne sürülen farklı görüşler mevcut? Ve şu halde kim doğru, kime inanacağız?”

Bu endişe, malum olduğu üzere birçok insanın gündeme getirdiği ve birçok kimsenin kafasını karıştırdığı bir endişe. İlk olarak şunu söylemek gerekir; Hiç şüphesiz ki Kur’ân ve Sünnet, hakkı gösteren iki hidayet kaynağıdır, ancak aynı zamanda birer imtihan kaynaklarıdır da! Yani Allah (subhanehu ve teâlâ) insanları Kur’ân ve Sünnet’le de imtihan edebilir, Kur’ân ve Sünnet insanlar için bir fitne kaynağı, sapıtmalarına, yoldan çıkmalarına neden olan unsurlar olabilir. Başka bir ifadeyle Kur’ân ve Sünnet, birer hidayet rehberleri olmalarının yanı sıra aynı zamanda bu iki kaynağın saptırma fonksiyonu da vardır. Nitekim Allah (subhanehu ve teâlâ) şöyle buyurmaktadır:

إِنَّ اللَّهَ لَا يَسْتَحْيِي أَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِهِ كَثِيرًا وَيَهْدِي بِهِ كَثِيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلَّا الْفَاسِقِينَ

25 Ekim 2015 Pazar

Tesbihle Zikir Bid’at Mıdır?

بسم الله الرحمن الرحيم
Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Parmaklarla zikir yapmanın sünnet olduğunu, günümüzde “tesbih” diye bilinen tesbih aracıyla veya benzerleriyle zikir yapmanın ise el-Elbânî, Abdulmuhsin el-Abbâd, Bekr Ebu Zeyd gibi kimi âlimlere göre caiz olmadığını, bid’at olduğunu, İbn Teymiyye, Şevkânî, San’ânî gibi kimi ulemaya göre ise bunda bir beis olmadığını, buna cevaz veren âlimlerin geneline göre parmaklarla zikir yapmanın daha faziletli olduğunu, kimine göre ise; eğer kişi zikrederken hata yapmaktan/karıştırmaktan emin ise parmaklarla, değilse tesbih ile zikretmesinin evla olduğunu biliyor muydunuz?


Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kadınlara şöyle demiştir: “Tesbîh’i (Subhânallâh sözünü), tehlîli (lâ ilâhe illallâh sözünü) ve takdîsi (Subhâne’l-Meliki’l-Kuddûs veya Subbûhun Kuddûsun Rabbu’l-Melâiketi ve’r-Rûh sözünü) bırakmayın. (Bunları) parmaklarla sayın (ta ki parmaklardan çıkan günahlar ondan dökülsün.) Zira parmaklar (diğer azalar gibi yaptığı hayır ve şer işlerden) sorulacak, konuşturulacaklardır (ya sahiplerinin lehine ya da aleyhine şahitlikte bulunacaklardır)…” (Tirmizî, Ebu Dâvud)

Abdullah b. Amr (radiyallahu anhumâ) şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i tesbîhi (Subhânallah sözünü) sağ eliyle sayarken gördüm.” (Ebu Dâvud, Tirmizî, Nesâî)

21 Ekim 2015 Çarşamba

Âşûrâ Günü Âşûrâ Pişirmek Bidat midir?

Muharrem ayının onuncu günü Âşûrâ günüdür. Bu günü oruçlu geçirmek ilkin emredilmişti ve Ramazan orucunun emredilmesinden sonra isteğe bırakılmıştır. İmam el-Buhari (rahimehullah)’ın tahriç ettiği hadiste Aişe (radiyallahu anha) şöyle der:

كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَرَ بِصِيَامِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ فَلَمَّا فُرِضَ رَمَضَانُ كَانَ مَنْ شَاءَ صَامَ وَمَنْ شَاءَ أَفْطَرَ

“Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Âşûrâ günü oruç tutmayı emrederdi. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra isteyen oruç tutardı isteyen tutmazdı.”

Âşûrâ gününde Beni İsrail Firavun’dan kurtulduğu için Yahudiler de bu gün oruç tutuyorlardı. Bunun için Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara muhalefet olması için Muharrem’in onunu (Âşûrâ gününü) dokuzuyla beraber tutmayı tavsiye etmiştir.

28 Eylül 2015 Pazartesi

Mâlik b. Enes/ İmam Mâlik Kimdir?


 İmam Mâlik
بسم الله الرحمن الرحيم

Mâlik b. Enes. Künyesi: Ebu Abdillah. Hem kendi zamanındaki hem de sonraki asırlardaki lakabı, İmâmu Dâri’l-Hicre (Hicret Diyarının İmamı). Tebe-i tâbiînden. Yaş itibariyle meşhur 4 mezheb imamlarının ikincisi. Mâliki mezhebinin başı. Hadis ve Fıkıh ilimlerinde zamanının imamı.

Genel görüşe göre hicri 93 (miladi 711) senesinde Medine’de doğdu. Hac için Mekke’ye gitmesi dışında Medine’den hiç çıkmadı. İlim tahsilini de oradan yaptı.

Günün birinde babası, ona ve ilimle iştigal eden Nadr adındaki kardeşine bir mesele sormuş. Bu meselenin cevabını kardeşi bilip o bilemeyince babası “Güvercinler seni ilim talebinden alıkoyuyor” demiş. Bu olay karşısında üzülmüş, sinirlenmiş ve Medine’nin meşhur âlimlerinden İbn-i Hürmüz (rahimehullah)’ın yanında ilim talep etmeye koyulmuştur. İbn-i Hürmüz (rahimehullah)’ın önüne oturduğunda on iki yaşındaydı. Yedi yıl (bir rivayette sekiz yıl) boyunca hiç ayrılmadan ondan ilim öğrenmiş ve bu süre zarfında başkasından ilim tahsil etmemiştir. Bu esnada Kur’an’ı hıfzetti. Hıfzını tamamladıktan sonra hadis ezberi ve fıkıh öğrenimine yöneldi. Sabahın erken vakitlerinde İbn-i Hürmüz (rahimehullah)’ın yanına gelir ve gece oluncaya kadar evinden çıkmazdı.

24 Eylül 2015 Perşembe

Ramazan Ve Kurban Bayramı Hakkında Bazı Hükümler

سم الله الرحمن الرحيم

Bayram Namazları için gusül almak müstehaptır.

Bayram Namazları için en güzel elbiseyi giymek, kokulanmak ve tırnak kesmek müstehaptır. Ancak kurban kesmeye niyetlenmiş bir kimse, Zi’l Hicce ayının ilk on gününde kurbanını kesene kadar tırnaklarını kesemez, saçından veya derisinden bir şey alamaz. Lakin bu hüküm, kurbanını başkasına vekaletle kestirten ve başkasının adına aldığı vekaletle kurban kesen hakkında geçerli değildir. Bunun yanında kurban kesecek kimsenin başını yıkamasında bir beis yoktur.

Ramazan bayramı namazından önce hurma yemek sünnet olup, kurban bayramı namazından önce ise bir şey yemeyip namazı eda ettikten sonra kurban etinden yemek sünnettir.

Namaz kılınacak yere erkenden gitmek sünnettir. Ancak imam hakkında sünnet olan, namaz kıldıracağı zamana kadar gitmesini geciktirmesidir.

Namaza belli bir yoldan gidilmişse dönüldüğü zaman farklı bir yoldan dönmek sünnettir.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Namaz Kılmayanın Orucu Sahih Midir?

Namaz kılmayanın tuttuğu oruç sahih değildir. Çünkü namazı terk edenin amelleri kabul görmez. İmam el-Buhari (rahimehullah)’ın Bureyde (radıyallahu anhu) tahriç ettiği hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Kim ikindi namazını terk ederse ameli boşa çıkmıştır.”

Buna ilaveten sahih görüşe göre namazın terki küfürdür. Ve kâfirin ibadeti sahih değildir. Namazın terkinin küfür olduğu hususta “Namazı terk eden kimse” başlıklı cevaba müracaat edebilirsin.

Bilakis Ramazan orucunu mazeretsiz ve bilerek terk etmek kendi zatında küfürdür. İmam el-Buhari (rahimehullah)’ın ibni Ömer (radıyallahu anhuma)’dan tahriç ettiği hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) şöyle buyuruyor: “İslam beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed Allah’ın Rasûlü olduğuna şahadet getirmek. ve namaz kılmak ve zekat vermek ve hacc yapmak ve Ramazan orucunu tutmak.”

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Oruç ve Niyet

 Niyet her amel için rükündür. İmam el-Buhari (rahimehullah)’ın Ömer (radıyallahu anhu)’dan tahriç ettiği hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) şöyle buyurmuştur:  
“Ameller niyetlere göredir. Ve her kişiye ancak niyet ettiği vardır.”

Ramazan orucu için niyette üç şartın varlığı lazım gelir:

    Kati surette oruca niyet etmek
    Ramazan orucuna niyet etmek
    Geceden (yani güneş batımı ile ikinci fecrin doğuşu arası) oruca niyet etmek


Lakin niyetin dil ile telaffuz edilmesi meşru değildir. Şafii âlimlerinden biri olan Ebu Zekeriyye ibni Nehhas (rahimehullah) “Tenbihu’l-Ğafilin an Amali’l-Cahilin” adlı kitabında şöyle der: “Niyetin telaffuz edilmesi vacip değildir. Bilakis dört imamda ve diğer imamlarda sünnet dahi değildir. Bilakis âlimlerden birçoğu bunun bidat olduğunu söylemişlerdir, çünkü bu hususta ne Rasûlallah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem)’den ve ne sahabeden ve ne de tabiinden bir şey varit değildir… Niyetin telaffuz edilmesi bidattır, mekruhtur, seleften tabi olunan hiç kimseden nakledilmemiştir.”

Ve İmam ibni Teymiyye (rahimehullah)’a “Namaz ve diğer ibadetlere başlarken “niyet ettim oruç tutmaya, niyet ettim namaz kılmaya” diyerek dil ile niyet etmek lazım gelir mi? Bu vacip midir değil midir?” sorusu sorulduğunda şöyle cevap verir:

2 Haziran 2015 Salı

İŞTE BİZİ BÖYLE YOK EDİYORLAR!

 Esselamu Aleykum ve Rahmetullah,
Kıymetli Kardeşlerim, insan sevdiği ve beğendiği bir kişiyi örnek almaktan kaçamaz. Bu daha ilk senelerden itibaren insanda ortaya çıkan bir içgüdüdür. Öyle ki sen çocuğu babasını taklid ederken görürsün. Sonra bu içgüdü fıtratın susamışlığı ile cesaret, yiğitlik, özgürlük, cömertlik, hikmet ve bunun gibi manalara doğru gelişir.
Bazı mescidlerde yaptığım bir ankette şu soruyu yönelttim; “Seni dinin kurallarını ihlal etmeye sevk eden nedir?” ve birçok da seçenek koydum. Erkek/bayan toplam 770 katılımcıdan 128’i “Çevremde takip edebileceğim örnek bir insan bulamıyorum” seçeneğini işaretlemişler.

O halde örnek eksikliği gayreti zayıflatıyor ve günaha düşmeyi kolaylaştırıyor.


Peki, uzak geçmişten örnekler vermemiz sorunu gidermek için yeterli mi? Ramazan derslerinin birinde yüzlerce namaz kılana: "Cinsiyetini erkekten bayana çeviren şarkıcı kim?" diye sordum, çoğu bildi. "Uyuşturucu bağımlılığından ötürü futboldan uzaklaştırılan futbol oyuncusu kim?" diye sordum, yine çoğu bildi. Diğer taraftan "Haçlıları geri püskürten ezici Harim muharebesinde Müslümanların komutanı kimdi?” diye sordum, kimse bilemedi. "Endülüs'ün düşüşünü asırlarca geciktiren ez-Zellâka Muharebesinde Müslümanların komutanı kimdi?” dedim, sadece bir kişi bildi.

31 Mayıs 2015 Pazar

Berat Gecesi'ne Dair Rivayetlerin Sıhhati ve Sonuç...

Berat Gecesi
بسم الله الرحمن الرحيم، الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين

“Berat gecesi” diye isimlendirilen Şa’bân ayının 15. gecesinin faziletli bir gece olduğuna dair birtakım rivayetler gelmiştir. Kimi alimler bu rivayetlerin bazısının zayıf bazısının ise uydurma olduğu, bu konuda mutemed bir rivayetin bulunmadığı, bu gecenin diğer gecelerden bir üstünlüğünün sabit olmadığı görüşünde olup, kimi alimler ise bu rivayetlerden sadece Allah Teâlâ’nın bu gecede kafirler ve bir müslümana basit dünyalık bir sebepten ötürü kin besleyenler haricinde bütün kullarını affettiğini bildiren hadisin sahih olduğunu, diğerlerinin ise güvenilir olmadığını, bu gecenin faziletli bir gece olduğunu söylemişlerdir.
Sahihliğine hükmedilen hadis şudur:

Muâz b. Cebel (radiyallahu anh) Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

يطلع الله إلى خلقه في ليلة النصف من شعبان فيغفر لجميع خلقه إلا لمشرك أو مشاحن

“Allah Teâlâ Şa’bân'ın orta gecesinde mahlûkâtına nazar eder ve şirk koşan veya kin besleyen müstesna bütün mahlûkâtını affeder.” (Taberânî, İbn Hibbân, Beyhakî; Şuabu’l-Îmân) Heysemî (rahimehullah) “Mecmau’z-Zevâid”inde bu rivayet hakkında şunları kaydetmiştir: “Bunu Taberânî (rahimehullah) el-Kebîr ve el-Evsat’ta rivayet etmiştir. Her ikisinin de ravileri sikadır (güvenilirdir.)” Fakat bu rivayet zayıftır. (İzahı için bkz: et-Ta’lîku’l-Me’mûl alâ Kitâbi’n-Nuzûl, Ahmed es-Sekenderî, hadis no:110. Ehlince malumdur ki “ravileri sikadır” sözü hadisin sahih olduğunu göstermez. Çünkü bu, sadece ravilerin adaletli olduğunu ifade eden bir sözdür ki adaletli olmak, hadisin sahih kabul edilme şartlarından sadece bir tanesidir. Bu şartın dışında dört şart daha vardır.) Munzirî (rahimehullah) ise “et-Terğîb ve’t-Terhîb”de bu rivayet için “isnadında bir beis yoktur” demiştir.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur