İNSTAGRAM

İNSTAGRAM
hayatcemresi_ instagram

بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet
HİKAYELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HİKAYELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2016 Salı

Harama Bakmanın Büyük Tesiri

İbretlik Bir Kıssa
بسم الله الرحمن الرحيم
Zamanın birinde Müslümanlar Hristiyan Rum ordusuyla savaşmak için onların bölgesine doğru gitmişler. Müslüman ordu içerisinde, bundan önce çok defa Rumlar’a karşı cihad etmiş olan, Kur’ân’ın hepsini ezbere bilen, ilim sahibi olan biri varmış. 

Müslümanlar Rum beldelerinden birini muhasara altına almışlar. Rumlar kalenin içinde, Müslümanlar ise dışında, iki ordu arasındaki mesafe yakın olduğu bir halde aralarında çatışmalar yaşanmış. Birkaç gün durum böyle devam etmiş. 
Bazen kaledeki kadınlar dışarı çıkıyorlarmış. İşte bu adam, kaleden çıkan bir kadın görmüş, ama bakışını ondan çevirmeyip devam ettirmiş. Kadın hoşuna gitmiş. Bir bakış, iki, üç, dört… derken kalbi kadına bağlanmış. O’nu gözlemeye başlamış. 
Ve sonunda bir gün ona: “yanına nasıl gelebilirim” diye bir yazı göndermiş.

9 Ocak 2016 Cumartesi

İbretlik Bir Kıssa (Cimri Koca ve Akibeti)

Evli ve zengin bir adam, sofrasında türlü türlü yiyecekler mevcut ve evinde bu yiyeceklerden fazlasıyla var. Eşiyle yiyor, bolluk içinde bir hayat geçiriyorlarmış. 
Bir gün eşiyle birlikte yiyip içerlerken kapı çalmış. Kadın kalkmış, kapıyı açmış. 

Adam: “kim geldi” diye seslenmiş. 
O da: “fakir bir adam, ‘açım, bana bir şeyler verirsiniz diye kapınızı çaldım’ diyor. Verelim bir şeyler.” demiş. 

Adam: “Yok, yok, de ki biz de bir şey yok, kov gitsin” demiş. Ve kapıya gelen fakir buruk bir şekilde dönüp gitmiş. 
Ve daha sonra bu adam yavaş yavaş malını mülkünü kaybetmeye, zarar etmeye başlamış, ta ki bütün malı elinden gitmiş, fakir olmuş. Bunun getirdiği sıkıntı sebebiyle karısı ile arasında tartışmalar yaşanmış. Ev içinde huzursuzluk, hüzün, derken karısını boşamış. 

7 Nisan 2015 Salı

Bir Tabak Bamya Mı? Yoksa Allah’ın Hakkı Mı?

 Bir kardeşim beni aradığı sırada çok meşguldüm. 
-“Hocam! Seni acilen görmem gerek” dedi.

 -“Kardeşim, beni mazur gör, bugün çok meşgulüm, yarın görüşelim” dedim. 
-“Eşimi boşamak istiyorum” dedi birden.

 -“Subhânallah! Pekâlâ, biraz sonra geliyorum” dedim.
Oraya ulaştığımda:
-“Hayrola, eşinle aranızdaki sorun nedir?” diye sordum.
http://hayatcemresi2.blogspot.com.tr/2014/06/taze-bamya-yemegi.html 
-“Hocam, ihmalkâr… 
Eşim son derece ihmalkâr. Bir düşün; bugün açlıktan bitkin düşmüş bir halde işten geldim, önüme bir tabak bamya yemeği koydu; buz gibiydi, hakeza pilav da soğuktu. Onu çağırdım ve dedim ki: “Bütün gün sonunda soğuk bir yemek yemek için mi yoruluyorum? Bana ve yorgunluğuma hürmetin bu mu?!”

Çocuklar da aynı, pejmürde vaziyetteler… Görünüşlerine hiç önem vermiyor. İç gömlekleri pantolonlarının dışından sarkmış, yüzlerinde yemek artıkları. Bir de bu halleriyle (aşağı katta oturan) annemin evine iniyorlar.
Daha fazla bu duruma tahammül edemeyeceğim!”

Ona: -“Eşin namaz kılıyor mu?” diye sordum.
-“Bunda bile sorun var, namazını da aksatıyor” dedi.
-“Arkadaşım! Allah (duanı) geri çevirmesin. Sen eşinin sana yaptıklarına müstahaksın!”

4 Ekim 2014 Cumartesi

BEKLENEN KURBAN ETİ

O apartmana yeni taşınmışlardı. Oranın yabancısıydılar, kimseleri yoktu o şehirde, gurbetteydiler. Kıt kanaat geçimini sürdüren dar gelirli bir aile idiler. Kısa bir zaman sonra kurban bayramı gelip çatmıştı. Kurban kesecek durumları yoktu. Daha kurban sabahında küçük çocukları: 
"Anne ben kurban eti yemek istiyorum" dedi. 
Annesi:
 "Tamam yavrum belki komşular kurban eti getirirler o zaman pişiririm yersin" dedi. 

Kahvaltıyı yaptılar ama onun canı sadece et yemek istiyordu, özlemişti eti, evlerine et çok nadir giren bir yiyecekti, çok seviyordu eti... 
Çocuk pencere önünde oturup dışarıyı izledi, bir yandan da kulağı kapıdaydı, belki şimdi kapı çalar ve birisi kendilerine kurban eti getirirdi. Bir süre sonra kapı çaldı, çocuk heyecanla kapıyı açtı, çocuklar şeker toplamaya gelmişti. Evlerine alabildikleri en ucuz şekerleri ikram etti onlara. Hayal kırıklığına uğramıştı, gelen kurban eti değildi. 

30 Mart 2014 Pazar

KADER

Delikanlı, uluslararası bir şirketin sınavlarına hazırlanırken:
- Hayallerim en sonunda gerçek olacak!.. diye keyifleniyordu. Evdeki ihtiyarlar ne derse desin,bu işte kader sökmez.

Fakülteyi bitirmesinin üzerinden beş yıl geçmiş ve bu süre içinde, çeşitli firmalarda çalışarak ustalaşmıştı. Şimdi ise, yıllardır hasretini çektiği o şirket, tecrübeli mühendislerin arandığını bildiren bir ilan vermişti.
Gazetelerde birkaç yabancı dille yayınlanan bu ilanda, gün ve tarih belirtildikten sonra “ ilk sınav yazılı olarak ve saat 10’da yapılacak!.” Deniyordu .
Delikanlı, haberi okuduğunda, yıllık iznini alarak derse oturdu. Ve bu arada konuyu, ailesine açtı. Elli yaşın üstündeki anne ve babası, sanki ağızbirliği yapmışlar gibi:
 -Kısmetse olur evladım!. Diyorlardı. Sen çalış da, kaderinde varsa girersin.
Genç mühendis, onların bu sözlerine sinirlenmiş ve horoz gibi kabarıp:
 -İnsan, kendi kaderini kendi çizer!. Demişti. Yeter ki tedbirde kusur etmesin.
Delikanlı , bu sözleri ispatlamak için ve daha rahat çalışabilmek için, sınava bir hafta kala, şehir dışındaki yazlık evlerine taşındı. Programını yaparken:

15 Aralık 2013 Pazar

BEBEK YALNIZLIĞI

Ailenin tek ve son bebeğiydi. On sekiz aylık olunca konuşmaya başlamış,o güzel dudakları arasından,ilk önce"anne"sözcüğü çıkmıştı.
 Bebek, aynı bedenin bir parçası olduğundan elbette habersizdi.Fakat onu herkesten fazla sevdiğini ve onsuz asla yapamayacağını çok iyi biliyordu. Hele süt emdikten sonra o şefkatli kollar arasında uyumak ve uyandığında yine onu baş ucunda görmek, ne doyulmaz bir şeydi.
Bebeğin bu mutluluğu fazla uzun sürmedi. Annesi, onun masraflarını bahane ederek babasının "şef" olduğu bir bankada çalışmaya başlamış ve;
 "Erkeklere taş çıkartan yaman bir iş kadını"haline gelmişti.Artık yavrucak, sabahları gözünü açtığında kendisini öpücüklere boğan gül kokulu annesinin yerine, plastik kokulu bir ciklet çiğneyen ve "dadı" adı verilen kara-kuru bir kadınla karşılaşmakta idi.

5 Kasım 2013 Salı

DÖRTGEN

Allah'ın adıyla...
Aşağıdaki hikaye BURADA anlattığım konuyu çok kısa ve çok dikkat çekici bir şekilde dile getirmiş.Önce hikayeyi okuyun,sonra da yazıya bir bakın olur mu?
***
Çocuk, gazetelerde sık sık bahsedilen haberlerin tesiri ile, öğretmeninden Bermuda Şeytan Üçgeni hakkında bilgi istemişti. Duyduklarına göre bu bölge, kendisine yaklaşan uçak ve gemileri bir Karadelik gibi yutuyor ve izi dahi kalmayacak şekilde yok ediyordu.
Öğretmen, diğer öğrencilerin de konuya ilgi duyduklarını anlamıştı. Tahtaya bir üçgen çizip bildiklerini tane tane anlattıktan sonra:
- Konunun farklı bir yönü daha var, dedi. Bu Şeytan Üçgeni tarafından yutulma ihtimaliniz kaçta kaçtır?
Öğrencilerden bazıları o bölgeye seyahat etme ihtimalinin binde bir, bazıları ise milyonda bir ihtimalden bahsediyordu.
Öğretmen, tartışmaları keserek:
- Bu ihtimallerin sizlerden ne kadar uzak olduğunu herhâlde anladınız dedi. Böylelikle bu tür konulara kafa yormanın saçmalığı da ortaya çıkmıyor mu?
Öğrenciler düşündükten sonra:
- Evet dediler. Bu konuya uzak da olsa ileride karşılaşabileceğimiz tehlikelere düşmemek için ilgi duymuş olmalıyız.
Öğretmen, tahtadaki üçgenin yanına bu sefer büyükçe bir dikdörtgen çizip:

29 Eylül 2013 Pazar

NASİHAT

 Son günlerde müthiş bir hastalığa tutulmuştum. “Nasihat Çekme Hastalığı.”
Çevremdekilerin hâl ve hareketlerinden konuşmalarına ve hatta kıyafetlerine kadar her şeylerine bir kulp takıyor ve çektiğim nutuklarla, onların hayatına yön vermeye çalışıyordum.
O gün otobüste rastladığım çocukların da sözlerimden mahrum kalmamalarını istemiştim. Her ikisinin de 7-8 yaşlarında olduğunu tahmin ediyordum. Önümdeki koltuğa anneleriyle birlikte oturmuşlar ve çantalarına sıkı sıkıya sarılmışlardı.
Birisinin bana doğru bakmasından istifade ederek:
       - Merhaba delikanlı, dedim. Herhalde okula gidiyorsun. Söyle bakalım İslâm’ın şartı kaç?
Çocuk tepeden inme bu soru karşısında ne diyeceğini bilememiş ve yüzüme şaşkın şaşkın baktıktan sonra başını öne eğmişti. Belli ki böyle bir şeyden haberi bile yoktu.

      Bu sefer diğerinin omzuna dokunup:
      - Kardeşin sorduğum soruyu bilemedi, dedim. Peki sen Peygamberimizin ismini biliyor musun?
O da cevap verememiş ve üstelik hiç aldırmamış gibi görünerek, kardeşi ile birlikte gülüşmeye başlamıştı.
Can sıkıntısıyla annelerine dönüp:
   - Çocukların bu kadar boş yetişmelerinden üzüntü duymalıyız, dedim. Üstelik okula da gidiyorlar değil mi?
Kadın hüzünlü bir ifadeyle:
      -İki yıldır getirip götürüyorum, dedi. Ama sorularınıza cevap verebileceklerini zannetmiyorum.
Sesimi biraz daha yükselterek:

12 Eylül 2013 Perşembe

ANTİKACI

Genç adam, antika merakı sebebiyle Anadolu’nun en ücra köşelerini dolaşıyor ve gözüne kestirdiği malları yok pahasına satın alarak yolunu buluyordu. 
Kış kıyamet demeden sürdürdüğü seyahatler sırasında başına gelmeyen kalmamış gibiydi. Fakat, bu seferki hepsinden farklı görünüyordu. Yolları kapatan kar yüzünden arabasını terk etmiş ve yoğun tipi altında donmak üzereyken, bir ihtiyar tarafından bulunup onun kulübesine davet edilmişti. Yaşlı adam, antikacının yürümesine yardım ederken:
Günlerdir hasta olduğumdan, odun kesmek için ilk defa dışarıya çıktım, dedi. Meğer seni bulmak için iyileşmişim.
Diz boyuna varan karla boğuşup kulübeye geldiklerinde,

12 Ağustos 2013 Pazartesi

YETİM SOFRASI

GENÇ ADAM, bir eczanede kalfa olarak işe girmiş, tatlı dili ve çalışkanlığıyla kısa sürede göz doldurmuştu.İstenen ilaçları son hızla hazırlarken, bir yandan da müşteriyle sohbet ederdi. 
Gelenler hep keyifsiz insanlardı. Fakat kalfa mutlaka bir ortak nokta buluyor ve onlarla arkadaşlık kuruyordu.  
Orta yaşlı bir hanım olan eczacı,kalfasından son derece memnundu. Bu yüzden de aylığına sık sık zam yapıyordu. 
Genç adam, yapılan bu zamları yetersiz bulduğundan, en pahalı ilaçlardan aşırmaya başladı. Bunları el altından pazarlarsa, fakirlikten yavaş yavaş kurtulacaktı. 
Kalfanın gecekondularla çevrili evi, çok geçmeden değişmeye başladı. Bir takım tamirat ve ilâvelerden sonra tepeden tırnağa boyanan ev, çatısına yerleştirilen bir uydu antenle tamamlanmıştı. Fakat dikkatleri en çok çeken şey, evden gün aşırı yükselen ızgara kokularıydı.

19 Temmuz 2013 Cuma

YEŞİL ELBİSE

 Allah'ın adıyla...
Yeşil Elbise isimli hikaye,belki de Cüneyd Suavi'nin ilk okuduğum ve en çok etkilendiğim hikayelerinden birisidir.Bakalım okuyunca sizde de aynı etkiyi bırakacak mı?
YEŞİL ELBİSE
Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
-Gel seni camiye götüreyim, dedim. Bugün Cuma biliyorsun.
-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi
-Biliyorum ama, sebebini gerçekten merak ediyorum.
-Ne bileyim olmuyor işte, dedi.Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.
Gayri ihtiyari gülmeye başladım.
-Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için cami terk edilir mi?
-Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.
Gerçekten öyleydi.

17 Haziran 2013 Pazartesi

U.. U!..

 Adam, pencereden dışarı baktığında, bahçelerindeki erik ağacının üstünde küçük bir çocuk gördü.  
Meyveler henüz bir leblebi kadardı ama, hiç bir çocuk buna aldırmıyordu. 
Bu yüzden de bir takım önlemler düşünmüş, bahçesiyle yolu ayıran taş duvar üstüne, dikenli tel çekmişti. Dış kapı üstüne de, büyük büyük harflerle: ''Dikkat köpek var!.'' diye yazdırmıştı. 
Adam bunlara rağmen, haylazlara engel olamıyordu. Bu çocuk da nasıl yapmışsa yapmış, bu tellere rağmen ağaca tırmanmıştı. Üstelik de son derece rahat görünüyordu. 
Adam, önce camdan seslenmeyi düşündü. Fakat hemen vazgeçti. Çünkü çocuk, gözlerini ağaca dikmiş, âdeta dünyayla ilgisini kesmişti. Adam, bundan yararlanıp dışarı çıktı ve sessiz adımlarla ağaca yanaşarak:

28 Mayıs 2013 Salı

NAMAZ

Adam, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu. Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek:
— Herhalde namaz kılacaksınız, dedi. Abdest alma yerimiz de mevcuttur. 
Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken:
 — Sen herhalde görevlisin, diye diklendi. Ne iş yaparsın burda? 
Delikanlı, köşedeki süpürgeye işaret ederek: 
— Temizlikçiyim efendim, diye kekeledi. Lavabo ve tuvaleti temizliyorum. Adam, onu alaycı gözlerle süzerken: 

25 Mayıs 2013 Cumartesi

MUTLULUK

Allah'ın adıyla...
Ahireti unutanlara,ölümü unutanlara,aman yüzüm kırıştı,vücudum sarktı diye üzülüp,aynalara küsenlere ithaf olunur....
ÇOCUK
Yolda giderken, yürümeye çalışan bir çocuk fark ettim. Elindeki değnekleri zorlukla kaldırıyor ve alt tarafı pek tutmayan vücudu ile bir sağa bir sola sallanıyordu. Yüzüne bakılırsa, on üç – on dört yaşlarından fazla değildi.    
Sanki büyülenmiş gibi onu izlerken, anîden yere düştü.      
                                Hemen yanına koşarak kaldırmaya çalıştım.
Sessizce ağlıyordu.
İnşallah bir yerin acımamıştır, dedim. Olur böyle şeyler sakın üzülme.
Üzülmüyorum, dedi. Zaten ben pek üzülmem.
— İyi ama ağlıyorsun, diye atıldım.  
Kolum acıdı, dedi. Onun için her halde.

14 Mayıs 2013 Salı

KÜÇÜK BİR DALGINLIK

Allah'ın adıyla...
Yine bir Cüneyd Suavi hikayesi...Küçük bir dalgınlığın bazen büyük problemlere sebep olabileceğini anlatan,tebessüm ettiren güzel bir hikaye.Rabbimizin bizleri böyle dalgınlıklardan sakındırması temennisiyle hikayemize geçelim...
******
BEDAVA
BÜYÜK CÂMİLERDEN birinin avlusunda düzenlenen kitap fuarına gelen emekli öğretmen, aşırı fiyatlarından ötürü kitap alamayan öğrencileri görünce hayırlı bir iş yapmaya karar vermiş. Ve eşinden dostundan topladığı kitapları bedava dağıtmak için, onları bir masa üstüne sermiş. 
Daha sonra da, avludaki hattatlardan birine yazdırdığı,
 ''Bedavadır, bir tane seçip alın'' 
levhasını iliştirmiş kitapların yanına. On beş dakika içinde tüm kitaplar tükenmiş.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

SANZOTU

Allah'ın adıyla...
İnsan,hayatında en çok ne ile meşgulse,neye en çok zaman ayırıyor,neyi daha çok düşünüyorsa,son anında aklında da,dilinde de onun olacağını anlatan çok güzel bir hikaye...Sahi bizler nelerle meşgulüz?Nelere daha çok önem veriyor,neleri daha çok düşünüyoruz?
SANZOTU
Kapı komşu sayılırdık. Fakat onu ancak mahallemizdeki kahvehanede görürdüm. Her zaman pencere kenarındaki bir masada oturur ve arkadaşlarıyla birlikte sabahtan akşama kadar kağıt oynardı.
Bir gün beni yanına çağırarak:
Gel bir çayımı iç dedi. Sadece selam verip geçmek olmaz.
Yalnız olduğu için gittim. El sıkışırken:
Sigara dumanı dokunduğundan pek uğrayamıyorum, dedim. Hem yapacak o kadar çok işim var ki.
Çok alıngan bir insandı. Küskün bir ifadeyle:

22 Nisan 2013 Pazartesi

FAKİR

Allah'ın adıyla....
Bu haftanın ilk yayınının,bizlere ne kadar zengin olduğumuzu anlatan,tefekküre ve şükre sevk eden güzel bir hikaye olmasını istedim...
FAKİR 
"Kadının biri, cömert olduğu söylenen yaşlı bir bilgeye gidip:
 — Bu şehirde benden fakir insan yok!. demiş. Bana biraz yardım eder misiniz? 
Bilge adam, kadının kucağındaki bebeğin bir ipeği andıran yanaklarını okşayıp öptükten sonra:
 — Demek fakirsin!. demiş. Hem de çok fakir. Ama karşılıksız yardım yapmak, âdetim değil!. Eğer yardım istiyorsan, çocuğunun parmağını satman gerekir.

16 Nisan 2013 Salı

ÇAKMAK

Allah'ın adıyla başlarım...
Bu yazıda sizlerle bir hikaye paylaşmak istiyorum.Hikaye Cüneyd Suavi'nin "Hayatın İçinden"isimli hikaye kitabından seçtiğim bir hikaye olacak.Cüneyd Suavi'nin hikayeleri genel olarak,kısa,keyifli,Allah sevgisine yer veren,şefkati,merhameti öğütleyen güzel hikayeler.
10 yaş ve üzeri herkes bu hikayeleri okuyabilir.6.sınıfa giden oğlum,bu hikayeleri keyifle okuyor ve olumlu etkiler bıraktığını düşünüyorum.Önceki senelerden birinde,köye gittiğimizde,gelen misafirlerimize,yiyecek,içecek ikramlarının yanında,birer tane de bu hikayelerden okuyup ikram ediyordum :)Bir yaz da riyazüssalihin'den ikramlarda bulunmuştum.
Bundan sonra ara ara beğendiğim,sizler için seçtiğim,Cüneyd Suavi hikayelerinden sizlerle de paylaşmak,ikram etmek istiyorum.Çakmak isimli bu hikaye de başlangıç olsun inşeAllah...
ÇAKMAK 
Trende yan yana oturduğumuz adam. Karşımızdaki delikanlıya nutuk çekiyor ve;
- Sigara efkâr dağıtır, diyordu. Yak bi tane.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur