بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet

23 Eylül 2011 Cuma

HİCAB ve HAYAMIZ,TEDAVİYE MUHTACIZ!

Zaman İçerisinde Kaybettiğimiz Ahlakî-Edebî Değerler ve Hikmet
CEMİYET halinde yaşayan insanların, zaman içerisinde akla-hayale gelmeyecek problemlerle karşılaşmaları mümkündür.Her müslümanın, cemiyet içerisindeki davranışlarını ve diğer insanlarla münasebetlerinde muhtaç olduğu ilimleri öğrenmesi farzdır. Bazı muteber fıkıh kitaplarında ‘farz-ı ayn’ olan ilimler tasrif edilirken, şöyle denilmiştir:’Mükellefin dinini icrası, Allah (cc) için amelinin ihlâsı ve diğer insanlarla muaşereti hususunda muhtaç olduğu ilimleri öğrenmesi İslâm’ın farzlarındandır.’ İslâm dininin iman ve ibadet esasları ile ahlaki hükümlerini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Allah’a iman ile ahlaki değerlerinin münasebetini beyan eden hadis-i şerif, mealen şöyledir:’ Mü’minlerin iman yönünden en mükümmel olanı, ahlâkı en güzel olanıdır.’ (Sünen-i Ebû Davud- K.Sünne: 21) Peygamberimiz Efendimiz (sav) insanlara sadece kitabı değil, aynı zamanda hikmeti öğretmiştir. Bazı âlimler, faydalı olan her ilmin ve emredilen bütün salih amellerin hikmete dahil olduğu ifade etmişlerdir.
Yitirdiğimiz hayati değerler (yitiklerimiz) sahip çıkılmadığı takdirde karşılaşılan bir sonuçtur. Yitirebilmeniz için önce sahip olmanız gerekir. Bir kimse Müslüman olmakla, Kur’anî değerlerin tamamına sahip çıkmaya söz vermiştir. Biz daha ruhlar aleminde iken söz verdik ve Rabb olarak sadece Allah’a (cc) teslim olduğumuzu ikrar ettik!.. Bu manevi mukavelenin neticesinde, mukaddes emanetlerin muhatabı olduk.
 Ayrıca Kelime-i Şahadeti ikrar ederken, yüklendiğimiz emanetin zaruri neticesi olan ilâhi tekliflere teslim olduk!.Peygamberimiz Efendimiz’in (sav) öğrettiği kitaba ve hikmete teslim olmanın önemini idrak edemeyen her mükellef, zaman içerisinde sahip olduğu değerleri kaybedebilir. Günümüzde kaybedilen değerlerden birisi hayadır.. Peygamberimiz Efendimiz’in (sav) “El-Hayâu mine’l-imân” buyurduğu, muteber hadis mecmualarında kayıtlıdır. Elbette kavramların manasını, her türlü “bence” yorumununu bir tarafa bırakıp, asli kaynağından öğrendiğimizde yitiklerimiz arasında hayanın olduğunu da anlayabiliriz. Haya; öncelikle ar ve utanma duygusudur. Lugat alimleri “Edeb, mahcubiyet, utanmak; ar ve namus; nefsin çirkin şeylerden sıkılması ve bunun için kötü şeyleri terk etmesi” anlamına geldiğini ifade etmektedirler.
İmam-ı Maverdi, haya kavramını izah ederken şu tasnifi ön plâna çıkarmıştır:”Haya üç kısımdır:1- Allah’tan utanmak 2- İnsanlardan utanmak 3- Kendi nefsinden utanmak” Ve yine İmam Mâverdî, Allah’tan utanmayı şöyle tanımlamaktadır: “O’nun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmaktır.” Önce gizlide ve açıkta Allah’tan haya etmek. Bütün nimetleri bizlere bahşeden Allah’a karşı isyan ve nankörlük hayasızlığın ifadesi değil midir?.. İyiliğini gördüğü bir kimseye karşı saygısızlık yapmamaya özen gösteren insanın en çok haya duyması gereken şanı yüce olan Rabbimiz Allah (c.c.) tır. Hicab, en büyük haya belirtisidir... Yitirdik; hicabı da yitirdik, ölçülerini de yitirdik. Ölçü gidince haya da sessiz sedasız kayıp gitti hayatlardan... Ne yâr’dan vazgeçilebilk, ne de ser’den. Örtüden tamamen vazgeçilemedi ama ölçü dikkate alınmaz oldu.. İslam’ın hicaptan kastı neydi?.Hicabın, her mümine farz kılındığını unutmadık ama, hicabın hükümlerini ihmal etmeye başladık!..Ölçülerinde farklılık olsa bile hicap; sadece kadınlara mahsus değil, erkeklerin de hicabın muhatabı olduğunu bilmemiz gerekir. Ey Allah’a (cc) inandığını iddia eden hanımlar! Elbette ki her iddianın ispat edilmesi önemlidir. İspatlanmayan bir iddia boş bir ikrardan öteye geçemeyecektir. Hayanın en büyük belirtilerinden olan hicab emrini, yegane kanun koyucumuz olan Yüce Rabbimiz Kerim olan kitabında bildirmiştir. Bu konuda Ahzap 59. ayet-i kerimenin tefsirinde müfessirlerin ortak açıklamalarını şöyle sıralamak mümkündür.
1) El ve yüz müstesna vücudun her tarafını kaplaması..
2) Süsün çevreye aksetmemesi, görülmemesi.
3) Şeffaf olmayıp kalın olması.
4) Dar olmayıp bol olması.
5) Erkek kıyafetine benzememesi
6) Kafir kadınların kıyafetine benzememesi.
7) Şöhret nev‘inden giyilen elbiselerden olmaması.
Son üç madde kadın için sadece dışarıda değil evin içinde de dikkat etmesi gereken noktalardır... Şimdi mukaddes emanetleri yüklenmiş olan bizler; “Acaba benim dışarıda giydiğim kıyafet yüklendiğim emanetin ortaya koyduğu ölçüye uygun mu değil mi?“ diye sormak durumunda değil miyiz?. Zira ayet-i kerimede net ve sarih bir şekilde şöyle buyrulmuştur;
 “Allah ve Rasulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah‘a ve Rasulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzap: 36).
Şurası unutulmamalıdır ki, yukarıda bahsi geçen ölçüler fıkhen elbiseye ölçü iken, hicap sadece elbise değildir. Hicap bir şahsiyetin, kimliğin de ifadesidir. Dışarı çıkarken hicap elbisesini giymek, sonra yürürken vakarlı yürümek ve konuşma ihtiyacı hasıl olunca da sesi eğip bükmeden konuşmak ve her türlü hal ve davranışta cinsiyetin değil kişiliğin sergilendiği hal ve davranışla bir bütünlük arz eder.
Hicabın keyfiyeti, aynı zamanda yürüyüş ile alakalıdır: ”Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini muhafaza etsinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar” (Nur:31)
Hicap konuşma ile alakalıdır:
“Eğer takva sahibi iseniz artık sözü yumuşak söylemeyin (erkeklerle çekici bir şekilde konuşmayın). O taktirde kalbinde maraz (nifak, fitne, şehvet) bulunan kimse tamah eder (arzu duyar). Ve maruf (ciddî) söz söyleyin” (Ahzap. 33) Ve hicap Kur’an ve Sünnetin ortaya koyduğu ölçülerde bir giyiniştir: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle: Bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında örtülerini üstlerine alsınlar, vücutlarını örtsünler.”(Ahzap: 59)
Ya şimdi!. Pantolon üzerine sıkıştırılmış estetik bir başörtüsüyle, başörtüsüne uygun makyaj uygulamasıyla, vücutlara yapışık estetik kıyafetlerle, hicaptan yoksun, haya etmeyen Müslüman(!) hanımlarla doldu sokaklar. Ölçüsüz bir ölçüyle başlara sıkıştırılmış başörtülerin envai çeşit markalarına, perva etmeden envai marka sigaraların eşlik ettiği ve sokaklarda tüttürüldüğü, genç baş örtülü(!!!) kızların saç tellerinin Allah’a teslim olması ama flörtleriyle kol kola gezmelerinin yaygınlaştığı bu dönemde, ismi İslamiyet’ten alınıp, içi “modern kültürden” doldurulan çifte kimlik taşınır oldu sinelerde!...
Her kimliğin mutlaka bir ‘esbab-ı mucibesi’ ve çerçevesi vardır. İslam kimliğinin de kendine mahsus bir çerçevesinin olduğunu unutmamalıyız. Haya ve hicap, bu kimliğin olmazsa olmaz şartlarından birisidir. Şimdi biz bu çağın Mü’mine kadınları, tekrar hicaba bürünmeli, haya etmeli ve Allah’ın (cc) ipine sımsıkı bağlanmalıyız.
Allah (cc) bizim ilahımızdır derken, bu ikrarımız bütün ibadetleri ve ibadet ölçülerini bize belirtecek yalnız O’dur manasındaydı.. Tesettürlü ama şık olmak, hangi düşünce yapısının ürünüdür? Bizler bu zamanda Peygamberin şahitleri ve hicabımız da bizim şahidimiz diyorsak, halimizi ıslâh etmeliyiz.
MİSAK -Sabiha ATEŞ ALPAT

9 yorum:

  1. Allah razı olsun

    çok güzel bir yazı

    Rabbim haya'mızı almasın bizlerden amin...

    Müsadenle yazıyı ezgimuzik.net forumunda yayınlıyorum

    YanıtlaSil
  2. Amiiin...
    Rabbim cümlemizden de razı olsun,tabii ki yayınlayabilirsin,

    ben de bu anlamlı yazıyı Misak dergisinden alıntıladım,Sabiha hanım'ın kalemine kuvvet inşaAllah.

    YanıtlaSil
  3. Harika bir yazı! yaralarımız deşildi yine:(
    Allah sonumuzu hayr eylesin.
    Bu arada şablon çok güzel ve sade olmuş:)

    YanıtlaSil
  4. Aklima Ahmet Sahin hoca'nin taa gecen sene yazdigi bir yazisi geldi.. aradim taradim buldum:)

    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1009030

    blogun yeni hali de hosuma gitti, gule gule kullan:)

    YanıtlaSil
  5. "Bu ölçüleri hatırlarken hoşgörü anlayışımızı da unutmamak gerekmektedir.

    Bilindiği üzere bizde ' ya hep, ya hiç'çilik yoktur!. Tesettürü baştan tam olarak gerçekleştiremeyenler, ne kadarını yapabiliyorlarsa onunla başlayabilirler. Yeter ki tesettürün arz ettiğimiz kesin sınırlarını bilsinler, ne kadarını gerçekleştirebildiğinin farkında olsunlar, ileride kalan eksiğini de tamamlama niyet ve azminde bulunsunlar.. "
    Ahmet Şahin

    Yazıyı okudum ve bu parağrafa da pek katılmıyorum,İslam da hoşgörü yoktur,hoşgörü kavramı bize ait değil,yabancı menşeelidir,ancak İslamda müsamaha vardır ve birbirlerinden çok farklıdır,günahlara hoşgörü gösterilmez,ama güzellikle anlatılır,İslam devletinde ise müsaade edilmez cezalandırılır,mesela müslüman olduğunu söyleyen ama içki içen,namaz kılmayan cezalandırılır,

    Bu beyefendi bir televizyon kanalında da kadınların pantolonla namaz kılabileceklerini söylemişti!!!

    nabza göre şerbet veren bir hali var,Rabbim ona da bizlere de yanlışlarımızdan dönme nimetini ihsan eylesin(amin).

    YanıtlaSil
  6. Bu yazisinda da pantolon giyilebilecegini soyluyor zaten, olculer belli, hatlari belli etmeyecek genislikte ve icini gostermeyecek kalinlikta.

    http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/965/islam-dininde-kadinlarin-pantolon-giymesi-gunah-midir.html

    Evet kesinlikle gunahlara "olsun, yapsin" denilmez, (ama direk bunun cezasi insanlar tarafindan da verilmez, o zaman koas cikar) musamaha ve hosgoru kelimelerinin ayni anlamda kullanildigini dusunuyorum. sorularlaislamiyet'te soyle anlatilmis

    http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/15226/islamin-sevgi-baris-ve-hosgoru-dini-olduguna-dair-bir-bilgi-gonderebilir-misiniz.html

    YanıtlaSil
  7. Canım kardeşim,İslami bir devlet düzeninde kişi müslüman olduğunu idda ediyorsa ve İslamın gereklerini yapmıyorsa cezalandırılır,bu ceza halktan kişiler tarafından değil yetkili mercilerce verilir,bunun örnekleri de Asr-ı saadette yaşanmıştır,

    Ancak müslümanlık iddasında değilse malumumuz "dinde zorlama yoktur" ve bu kaide Gayri müslimler için geçerlidir.

    Hoşgörü ve müsamaha ile ilgili bilgiyi kaynağını hatırlamıyorum ancak daha önceden öğrenmiştim,ancak hep aynı manadaymış gibi kullanılıyor,sanki hoşgörü insanları bizim meselemiz açısından ise müslümanları,her halleriyle kabul etmek Allah'ın emirlerine ters davranışlarına bile saygı ile yaklaşmak olarak algılanıyor,
    benim anladığım İslamdaki müsamaha ise kişinin fıtri özellikleri ile ilgili anlayışlı yaklaşım,günahlar,isyanlar ise buna dahil değil.

    YanıtlaSil
  8. Bkandil gunleri icin soyledikleriniz nediyecegimi bilmiyorum ama insanlara gunaha giriyorsunuz diyerek yanlis yapiyorsunuz lutfen bunu cok ixi bir sekilde idbat ediniz sahabenin yspmadigini nereden biliyorsunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşim biz kandil geceleri diye isimlendirilen gecelerin olduğunu savunmuyoruz,bu gecelerden sadece Kadir gecesi'ne itibar ederiz hakkında indirilmiş özel bir sure var,ancak kadir gecesinde bile yapılacak özel bir ibadet ve kılınacak özel bir namaz yok,sadece Allah Rasulü'nün Hz.Aişe'ye yapmasını söylediği bir dua var o kadar,
      diğer gecelerin varlığını idda edenler sahihliğini de isbat etmek zorundalar,bir şeyi ortaya koyanlardır,delil getirmesi gerekenler...

      Sil

HERKES YORUM YAPABİLİR,
siteniz veya bloğunuz yoksa ,profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın ,Ad yazan kısma adınızı ve soyadınızı yazın,
(yorumlarınızda iki isim kullanmanız,aynı isimle yazan diğer kardeşlerimizle karıştırılmamanız için önemli)
URL kısmını doldurmasanız da olur,yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir,ilginize çok teşekkür ederim.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

Bu gadget'ta bir hata oluştu

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur