Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in(inş) Dilinden Muhteşem Bir Sohbet

29 Kasım 2010 Pazartesi

BAŞÖRTÜSÜ MODELLERİ

               
              Başörtüsü Modelleri'
’Tesettür, kadını daha cazip hale getirmek için değil, onu mahremi dışındakilere cazip olmaktan korumak içindir.’’

Müslüman hanımın başındaki başörtüsü, bedenini örten kıyafeti tesettür içindir. Tesettür ise korunmaya yöneliktir. Müslüman kadından tesettüre bürünmesi istenmesi, gözlerden korunmaya sağlamaya yöneliktir. Gözlere açılan bir tesettür için tesettür deyimini kullanmak yerinde bir deyim olmayacaktır. Bu zaviyeden bakıldığında, Müslüman kadının başındaki baştan daha cazip bir başörtüsü, başı örtmüş olsa da maksadı tahakkuk ettirmiş olmaz. Müslüman kadının dış kıyafetinin ziynete dönüşmesi, moda ürünü olarak kullanılması İslam’ın tesettürü emretmesindeki maksatlar açısından nasıl benimsenebilir?

Başörtüsü kadar, Müslüman hanımların diğer dış kıyafetleri için de aynı şeyleri sorgulayabiliriz. Bedeni teşhir eden dar veya ince bir kıyafet, ‘bak bana!’ diyen renkler, dikkat çeken yürüyüş ve oturuş tarzları, ağır parfüm tesettürü yabancılaştıran etkenlerdir.

Namazı, eğilip kalkma haline getiren anlayışı neden reddediyoruz? Çünkü namaz, eğilip kalkmaktan çok, bir anlayışın ve kulluğun simgesidir. O anlayış, hayata yansımıyor olduktan sonra, seccade başında namaz hareketlerinin tekrarlanmasını yeterli bulmuyoruz; Böyle bir namazın sahibini de kınıyoruz. Aynı şey bayanın tesettürü içinde geçerlidir. Eğer tesettür, bayanı daha cazip hale getirebilmek içinse söylenebilecek bir söz yoktur. Hayır, tesettür bayanı mahreminin dışındakiler için cazip olmaktan korumak içinse o zaman neyin tesettür olduğunu iyi tahlil etmemiz gerekmektedir. Zira tesettür, Müslüman kadının önünde mubahlardan bir mubah değildir. Bilakis ibadettir. İbadet ise şeklini kulun belirlediği eylemin adı değildir. Nasıl namazı biz, yaşadığımız çağın şartlarına göre şekillendiremiyorsak, namaz gibi bir farz olan tesettürü de zihniyetimizi şekillendiren anlayışların etkisinde bırakamayız.

Çarşaf Ve TesettürTesettürün, ibadet olduğunu kabul etmekle, yöresel olduğunu kabul etmek arasındaki açı oldukça geniştir. Tesettür ne Arap kültürüdür ne de Osmanlı kültürüdür. Tesettür, İslam’ın kadın için takdir ettiği tarzın adıdır. Ve tesettürün amacı, avreti gözlerin cazibesi olmaktan uzaklaştırmaktır. Şu veya bu nedenle tesettür bu ana çizginin dışına taştığında, dönülmesi gereken yanlış bir yola girilmiş olmaktadır.

Tesettürün ilk bakışta çarşaf adlı kıyafeti hatırlatması da doğru değildir. Çarşaf, Kur’an’ın beyan ettiği kıyafete en yakın kıyafet olabilir. Bizden önceki neslin anlayışı da bu tarzda olmuştur. Ancak çarşaf bile, tesettürdeki maksat kollanmadığında ‘İslami’ olma özelliğinden uzaklaşabilmektedir. Bir Müslüman hanımın üzerindeki çarşaf, hafifi bir rüzgârda bedenini şekillendirecek kadar ince ve desteksiz giyilmiş ise o kıyafetin adının çarşaf olması, renginin siyahlığı, Allah’ın emrini ne kadar tahakkuk ettirecektir? Renklere ve şekillere takılmadan maksadı yakalamak zorundayız. Nasıl, namaz diyip geçiştiremiyor, onun ayrıntılarını da dikkate aldığımızda ‘namaz’ ibadetinin hakkını verebiliyorsak, emirlerden bir emir olan tesettürün de aynı dikkate tabi olarak uygulanması gerekmektedir.

Bugün geldiğimiz noktada Müslüman kadınların kıyafetlerini, farz bir ibadeti eda etme anlayışının dışına taşırıp, zevklerini ve ihtiraslarını tatmin edecekleri bir anlayışla belirliyor olmaları esef vericidir. Bir yandan başörtüsü için yıllara yayılmış bir mücadele verilirken diğer yandan bizzat başörtüsünün, başı örten ama sefih zihniyeti teşhir eden seviyeye düşmesi, emirlerle zevkler arasındaki farkı yakalayamadığımızı göstermektedir. Başörtüsü, başka bir başörtüsü ile örtülmesi gerekecek halde olmamalıdır. Kıyafete kıyafet giydirmek durumunda kalmamalıyız. Başlar kapanır, kafalar dışarı açılırsa kaybeden biz oluruz. İslam şekilci bir din değildir elbette; kalplerdeki idrak önemlidir. Renklere ve santimlere de kilitlenmiyor dinimiz; ihlâs ve samimiyet yeterlidir. Ama Müslüman kadınların üzerlerine giydikleri ‘tesettür kıyafetleri’ yabancıların kıyafetlerinden daha cazip, daha kamaştırıcı ise neyi örtüp neyi açtığımızı, neyi alıp neyi kaybettiğimizi muhasebe etmemiz gerekiyor demektir.

Başta Ne Var Altta Ne Var?Müslüman hanımın başını örtme arzusu, onun Allah’tan korkup başını örten bir Müslüman, Allah korkusunu sadece başın örtülmesi ile daraltırsa, o korkunun kendisinden beklenen korku olmadığı ortaya çıkar. Zira başı örtülü bir kadının, baş dışındaki bedenine uygun gördüğü kıyafet, baştaki örtüyü yalanlar mahiyette ise bu bir çelişki olur. Müslüman kadınların, kaliteli giyinmeleri, kıyafetlerine özenmeleri en tabi haklarındandır. Hatta Müslüman bir kadın becerebildiği ve imkânları dâhilinde olan en güzeli, en çekiciyi giyinmelidir; bedenini ve Allah’ın ona verdiği güzelliği köhneleştirmemelidir. Fakat bu, onun nikâhlı eşine karşı olmalıdır. Mahremi olmayanları onun bedeni ve güzelliği hakkında bilgi sahibi olması ne kadar tesettür mefhumu ile bağdaşabilir? Kadınlarımızın bu ince çizgiyi ayırmaları git gide zorlaşmaktadır.

Tesettür Allah yolunda cihaddır. Kadınların kendi çaplarında, bütün asırlarda ifa ettikleri en büyük cihad uygulamalarından biridir. Onların tesettürleri sadece onları temsil etmiyor. Bütün Müslümanların, yeryüzünde İslam adına yapmak istedikleri şeylerin özünü ihtiva eden bir eylem onların tesettüre bürünmeleri ile tezahür eder. Erkek mücahitlerin, kadınların tesettürleri uğruna cihad etmeleri neyi ifade ederse, Müslüman kadınların da tesettüre sahip olmaları o ifadenin içini doldurma olarak yerini alır. Bu nedenle, Müslüman kadınların başlarının açılması veya tesettürden uzaklaşmaları bir sorun olarak düşündürdüğü gibi, başörtüsünün farzı eda etmekten çok zevkleri tatmin etmeye dönüşmesi de düşündürür.

Müslüman kadının tesettürü konusunda karşımıza farklı modeller çıkmaktadır:

Birinci model: Anneden babadan görülen şekliyle kullanılan başörtüsü veya tesettür vardır. Bu tesettürde ibadet heyecanı yoktur. Allah rızası da gözetilmektedir. Yöresellik ekonomik şartlar, aile baskısı, vücut tipi gibi nedenler kıyafet tercihini etkilemiştir. Güneşten korunmak, tarlada çalışırken topraktan, tozdan kaçınmak için başa konmuş bir örtü, giyilmiş bir şalvar, dinle bağlantılı bir kavramı ifade etmektedir. Şüphesiz böyle bir kıyafetin şekli benzemiş olsa bile İslamiliğini iddia edemeyiz. Hıristiyan rahibeleri de benzer kıyafetler giymiş olabiliyorlar. Ne onlar ne de bunlar için çizilecek daire İslam dairesidir. Yine namaz örneğinden hareket ederek yapacağımız bir benzetme meseleyi daha iyi anlamamıza yardım edecektir: Bir spor hareketinin namazdaki secdeye benzemesi, o hareketin secde anlamını taşımasını ne kadar temin edebilir?

İkinci model: Ahir zaman tesettürü: İmam Müslim’in Sahih’inde rivayet ettiği (Libas,34; 5547) bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu ahir zaman tesettürünü haber vermiştir. Bizzat hadiste bu kıyafet sahipleri için ‘Giyinmiş Çıplaklar!’ denmektedir. Giyinmiş çıplakların nasıl olabileceğini yaşadığımız bu asırda çok açık bir şekilde gördük. Söz konusu bu hadisi şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, giyinmiş çıplaklar dediği kadınların, yürüyüşleri, kıyafetleri ile erkeklerin dikkatlerini üzerlerine çekeceklerinin haber vermektedir. Mucizevî hadislerden biri olarak gördüğümüz bu hadiste, bu tür kadınların oluşturacağı tehlikeye işaret edilmiş olmaktadır. (Hadisi şerif oldukça yaygındır. İbni Hibban, Mavsıli, Beyhaki, Ahmed, İmam Malik gibi meşhurlar tarafından da rivayet edilmektedir.)

Mevlit törenlerinde, kandil gecelerinde başa konan göstermelik tüller herhalde başörtüsü olarak benimsenmiş bezler değildir. Ya da yaz kurslarına giden genç kızların, annelerinin başörtülerini, eteklerini kullanıp, komik bir şekilde camilere gitmeleri de tesettür değildir. İstanbul’da saçının telini göstermediği halde, hacc için bulunduğu Mekke veya Medine’de kendisini kardeşlerinin arasında güvende hissedip, entarisiyle dolaşan hacı teyzelerin ev kıyafetleriyle dolaştıkları Mekke sokaklarındaki tavırları da tartışılır anlayışları yansıtır.

Çay bahçelerinde, ebeveynlerin rızası, hatta bilgisi olmadan okuldan edindiği arkadaşlarıyla muhabbet eden genç kızların başlarındaki bezin adı da ‘başörtüsü’ değildir. Ona illa bir ad verilecekse onun adı ‘ahir zaman tesettürü’ olabilir. Kudüs topraklarındaki kargaşa da o dur.

Bazı Müslüman yazarçizerlerin, Müslüman kadınları Paris menşeli tesettüre davet etmeleri ise, olsa olsa tuz olur biber olur yaramıza.

Üçüncü model: Allah rızası gözetilerek başa konan veya bedene giydirilen kıyafettir. Bu kıyafet kalitelidir, temizdir, vakurdur. Ama gösteriş için değildir, teşhir etmez, gözleri davet etmez. Bedenin tamamını örter. Kıyafetin kendisi bir ziynet değildir; onu da bir kıyafetle örtmeye gerek bırakmaz. Bedene yapışık değildir. Çizgileri belirtecek kadar ince değildir. İlk bakışta küfrün simgelerinin anımsatacak nitelikte değildir. Erkeklere mahsus bir kıyafet değildir.

Bu model kıyafetin sahibi kadının seccadesi vardır, tesettürü vardır. Tesettürü seccadesidir, seccadesi tesettürdür. Ayıplayanların ayıplamasına aldırmaz, çağı ve çağdaşı taklit etmez. Vakurdur, kibirli değildir. Ciddidir; ciddiyeti gereği kıyafetini tartışmaz.

Bu modelin sahipleri, evlendikleri gün için farklı bir kıyafet düşünmezler. ‘evlilik bir defadır!’ gibi bir safsataya kapılmaz. Zaten evlilik bir defa olduğu için, o imtihanı kazanmam lazım, diye düşünürler.

Onların başörtüleri, dış kıyafetleri bu ümmetin onurudur; onlar ümmetin sokaklarında yürüyen mücahidedirler. Allah onlardan razı olsun.


Nureddin Yıldız'ın  Reyhan dergisinde yayınlanan tesettürle ilgili yazısı

10 yorum:

  1. Bir dokun bin ah işit!Neresinden tutsak,nasıl meşrulaştırsak bu halleri bilmem ki.Kadına verile en özel emir olan tesettürü doğru anlayan ve uygulayan kaç kişi kaldı? Onca müslümanım diyen,örtülü olduğunu iddia edenlerin içinden bir avuç samimi tesettürlünün çıkması ne acı.

    Ama ahir zamandayız.Bunların hepsi haber verilmişti zaten.Ne diyelim Rabbim cümlemizi ıslah edip,hak yola tebdil eylesin.
    Hocamızdan da paylaştığın için senden de Allah razı olsun ablacım...

    YanıtlaSil
  2. Selamünaleyküm Hatice ablacım,
    Ayaklarım beni buraya getirdi ama anladımki boşa getirmemiş.

    Yazıyı tek solukta size ait diye düşünerek okudum Allah sizdende Nureddin Hocamızdan da razı olsun.

    Sarhoş iken namaza yaklaşmayın ayetinin başını kesipte (namaza yaklaşmayın!) ayeti var diyebilen insanlar! olduğu gibi, vücut hatlarını belli etmeyin, iç gösteren elbiselerden kaçının bölümlerini görmezden gelerek, vücuda yapışan penye, şifon ve benzeri kumaşlarla sözde kapatmayı tesettür olarak düşünenlerde var ne yazık ki.

    islamın bize öğrettiği Namaza duramaycağın şekilde dışarıya çıkmak uygun değildir bildirisine de çözüm üretmişler, dışarı çıktıkları dar kot pantolon ve üzerinede tunik bile denmeyecek kadar kısa, sadece (popoyu) yarım yamalak örtecek kadar uzunluktaki dar kazak, tişörtlerle namaz kılan bacılarımız var ne yazık ki...

    Konuyu farklı bir boyuttan ele alıcak olursak Yıllardır toplumumuza empoze edilmiş başörtüsü konusu dejenere olarak başarıya ulaştı.Zira hacı annelerimizin dilinden bile, Akıl baliğ olmuş kızların kendi rızalarıyla (gerçek tesettüre) girmelerine, acıyan gözlerle bakıp, evladım sen daha gençsin cümleleri çıkıyor.

    Öcü gibi kapanırsan (ki burada islamın emrettiği tesettür ifade edilmek isteniyor) seni kimse istemeye gelmez evde kalırsın diye yetiştirilen ve ailesinde zaten hiç örnek model görmeyen modern kapalı kızlarımızın yetiştirdiği nesil nasıl bilinçli bir müslüman olucak bunu hiç düşündük mü?

    Hristiyanlıkta nasıl ki, pazardan pazara kilisye giden ama diğer günler oh my God! kelimesinden başka Allah'ın adını anmayan insanlar gayet dindar zannediliyor ise, bizim müslüman toplumumuzda da yazdan yaza çocuğunu camiye gönderip ama hiçbir yaz bir türlü kurana geçemeyipte elif cüzünde takılı kalsada benim çocuğum kulfuvalla!'yı okuyabiliyor diyerek öğünen anne-babalar görevlerini yerine getirmenin vicdani huzurunu yaşıyorlar!

    Dün dinlediğim bir sohbette, hoca efendi gittiği şehirdeki 15 yaşındaki çocuğa:
    -sen Muhammed aleyhisselamı tanıyormusun? sorusuna çocuğun verdiği cevap ise sözün bitti yer olmuş.

    -adını duydum ama kimdir, nerde yaşar bilmiyorum amca!!!

    YanıtlaSil
  3. ...ve aleykumselam Jibekciğim,
    dün tevafuk oldu bu yazıya rastladım,bu mesele Cahide ile benim aramızda sık dile getirip üzüldüğümüz bir konudur,hep gündemimizdedir,onun o vurucu yazısının hemen akabinde bu yazıya denk gelince yayınlamak istedim.

    Her dışarı çıkışımda bu kapalı giyinmiş çıplakları görüyor ve korkuyorum,korkum onların nasıl böyle korkusuzca(hesap vermekten)giyinip hareket etmelerinden,ve onları her görüşümde "Allah'ım ben bunlardan beriyim,bunları da islah eyle" diye geçiriyorum,bu tipler islamı bilmeyenlerin,İslamı yanlış anlamalarına sebep oluyor,

    tıpkı kanal 7,stv,tgrt ve onların yoluna sapmaya başlayan ne yazık ki hilal tv vb.televizyon kanalları gibi...Özellikle stv ve kanal 7 islam için show,kanal d,atv vb.kanallardan daha tehlikeli çünkü bu kanallar islami bir kimlikle yayına başlamadılar ama başta zikrettiklerimi(kanal 7,stv,tgrt) izleyenler islami hassasiyetleri olan kanallar olarak gördüler,şimdi neredeyse seyredilemez haldeler,hele o reklamları...

    Allah onların yöneticilerine basiret versin,islah etsin(amin),para herşeyleri olmuş,söylenecek o kadar çok şey ve konu var ki kelimeler kifayetsiz kalıyor,Rabbim bu yanlışlardan bizleri de sorumlu tutmasın(amin),onları da bizi de islah etsin(amin).
    Rabbime emanet ol canım kardeşim,en kalbi muhabbetlerimle...

    YanıtlaSil
  4. dikkatini çekerim kardeşim namazıda değiştiriyorlar bunlarında zaten buyüzden yahudi ve hıristiyanlardan bir farkı kalmıyor bilmem haberlerde izlemişmiydiniz birkaç sene önce başı açık bir kadının namaz kıldığı ve hatta erkeklere imamlık eden bir kadın bunlar aslında insanların nefsine uygun yaşayarak cenneti alma çabalarından başka birşey değil.yani kadın günlük namaz kılmıyor hatta başı açık ama ne hikmetse cenaze namazında en ön safta... bence bunların engelleyicileri diyanet olmalıyken onlardan çok azının sesi çıkıyor bunun sebebi de bazılarına göre rızkı Allah vermiyor haşa onların rızkını devlet babaları veriyor yani tek sebeb rahatlarının kaçmaması.bu arada yazın için teşekkür.

    YanıtlaSil
  5. Ahhh güzel kardeşim,
    laik bir devletin emrinde olan bir kurumdan ne beklenebilir ki,bu devletin emrinde olmasa cuma hutbelerinde devletin menfaatine konular işlenir mi?neden hiç islamın devlet düzeninden bahsedilmez,zinanın haramlığından,açık seçik ahlaksız kıyafetlerin islamda yerinin olmadığından,başörtüsünün öneminden bahsedilmez?bahsedilmez çünkü bunlar laik düzene dokunur...
    Bu kurumun özerk bir kurum olması ve kendi başına karar alabilmesi gerekir tıpkı vatikan gibi...
    ilgin için teşekkürler,sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. sitenizi çok beğendim paylaştığınz yazılar okadr samimi ki bir an için sizn gibi bir arkadaşım dostum olsun çok istedim çevrenizdeki arkadşlarınz eminim çok şanslılar ..çok güzel şeylere değinmişsinz Allahım hepimizin günahlarını affetsin ve bizleri Allahın (c.c)konuşulduğu sohbetlerden mahrum bırakmasın..sevgilerimle

    YanıtlaSil
  7. adsız yazan kardeşim keşke isminizi de yasaydınız veya müstear bir isim kullansaydınız da size isminizle hitab etseydim,her neyse önemli değil :)sayfama hoş geldiniz :)
    inşaAllah hissettiğiniz gibiyimdir ama hata ve günahlarım o kadar çoktur ki,Rabbim cümlemizi de affetsin,bilerek veya bilmeyerek günah ve isyana dalanlardan eylemesin(amin).Güzellikler Rabbimden,yanlışlarım nefsimdendir...
    O bahsettiğiniz sohbetlere o kadar ihtiyaç duyuyorum ki,maalesef mahrumum :( güzel dualarınız için Rabbim razı olsun,
    her zaman beklerim,Rabbime emanet olun.

    YanıtlaSil
  8. Assalamu allekum! ne kadar doğru yazdı sen! Bana için bu çok onemli bir sorun. Ben Rusyada müslüman oldum, hijab ile çok zor zamanlar yaşadım. Ama Alhamdulilah Allah va taala bana bu kadar çok şey verdi ki..imanım, ailem, çocuklarım... İşte sadece Allaha korkmak lazım...

    YanıtlaSil
  9. fotoğraftaki sizmisiniz ya da siz öylemi giyiniyorsunuz?Bir zamanlar bende öyle giyinirdim ama şimdi eser kalmadı, o yüzden üzgünüm,Allah yardım etsin.Amin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sorularınızın cevabı evet,
      ancak her ne kadar yapamasamda en iyi tesettür şekli çarşaftır,çarşaflı kardeşlerimiz yanında eziklik duyuyor tesettürümü eksik görüyorum :(
      ama ne yazıkki artık bizim gibiler bile çok az,Allah encamımızı hayreylesin,bizleri affetsin(amin).

      Durumunuza üzülüyorsanız hala sizde ışık var demektir,o haliniz de kaybolmadan bence eski halinize dönün yarın çok geç olabilir,
      selametle...

      Sil

HERKES YORUM YAPABİLİR,
siteniz veya bloğunuz yoksa ,profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın ,Ad yazan kısma adınızı ve soyadınızı yazın,
(yorumlarınızda iki isim kullanmanız,aynı isimle yazan diğer kardeşlerimizle karıştırılmamanız için önemli)
URL kısmını doldurmasanız da olur,yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir,ilginize çok teşekkür ederim.

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

Bu gadget'ta bir hata oluştu

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur