بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet

9 Temmuz 2013 Salı

RAMAZAN'A DAİR HATIRLATMALAR ve HANIMLARA UYARILAR

1434 HİCRİ YILI RAMAZANI İLE İLGİLİ BİR HATIRLATMA
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ

“…Allah ancak MUTTAKİLERDEN kabul eder.” (Maide:27)
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ
“ Kurbanlarınızın  ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Fakat sizden TAKVA OLAN O’NA ULAŞACAKTIR”
(Hac:37)
يا بَنِي آدَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاساً يُوَارِي سَوْءَاتِكُمْ وَرِيشاً وَلِبَاسُ التَّقْوَىَ ذَلِكَ خَيْرٌ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
“ Ey Adem’in çocukları..! sizin üzerinize avret yerlerinizi örten bir elbise  ziynet –süs gereci- indirdik..HALBUKİ TAKVA GİYSİSİ DAHA HAYIRLIDIR. İşte bu Allah’ın ayetlerindendir.”
(A’raf.26)
Bu üç ayette gördüğümüz ilahi uyarı ve akide ve ahlak terbiyesi rabbani terbiye ve rabbani birer kaidedir. İbadetlerine tamamında maksad; Allah’ın rızası ve imanın tashihi ve istikamet üzere olmak nefsi ve hevayı Allah’ın hayr dediği amellerle temizlemek ve arındırmaktır.
Allah Âdem’in(aleyhisselam) iki oğlundan kurbanını kabul ettiği kimseye zalim kardeşine Allah’ın amelleri ancak “muttakiler”den kabul edeceğini haber vermesini söyledi. O da kardeşine bunu söyledi. Ama kardeşi buna rağmen ona hasedinden ve nefsine uymaktan ötürü onu öldürdü.
Kurban kesenlerin kurbanlarını Ancak “takva” ehlinden kabul edeceğini kıyamet gününe kadar ilan etmiştir. Etler ve kanlar Allah’ın istediği ve bizden yapmamız istediği şey değildir.
Udhiye’den ya da Hacdaki “hedy”den maksad; onu Allah yolunda infak etmek ve kalbimize prangalar vuran şeytanın, nefsin ve hevanın esaretinden kurtulmak ve cimriliğin karanlığından huzursuzluklarından kurtulup huzura ve salah olan kavuşmaktır.
Demek ki Allah, bizden kurbanların etlerini ve kanlarını istemiyor. Kurbanı keserken kardeşlerimizin kanlarını korumak ve birbirimizin değil, “udhiye”mizin etinden yemektir. Gerçekten biz “kurban”da bu derslerin de olduğunu anlayabildik mi?
Namazsız ve tevhidsiz kesilen kurbanların bu millet asla hayrını görmemektedir. Bu kurbanlar ne yazık ki, bize Din, ahlak, izzet ve keramet olarak dönmemektedir.
Niçin? Kurban kesenlerin çoğu gerçek tevhid üzere değil. Kurban kesenlerin birçoğu da Allah’a hiç secde etmiyor. Allah’a secdeyi çok görüyor kurbanını da Allah’a karşı çok görüyor. Neden hâşâ başa kakar gibi kesiyor. Kibir,  gurur ve gösteriş içinde.
Öyleyse öyle kurban deyip geçmeyelim. Kurban bir takva eylemidir iman ve sahih akide üzere olması gereken bir ibadettir.
Müslüman; şirk ve küfr olandan beri olduğunu ifade etmedikçe yani “kelime-i tevhidi” hakkıyla hayatımıza tercüme etmedikçe, takvanın da haccın da kurbanın da bir anlamı kalmaz. Namaz ise asla Allah’ın istediği namaz olmaz.
Gelelim “tesettür”e “hicab” edinmeye ve “cilbab”a ..Allah bunu Mü’mine kadınların iffetlerini korumaları ve yabancı erkeklerin cinsel duygu ve garizelerini tahrik etmemeleri ve kadınların güzelliklerini ve fitne olacak cemallerini izhar etmemeleri ve kendi aralarından dahi fitne olan güzellik yarışına girmemeleri içindir. Tesettürü yapmadıklarında,önce eşlerini, babalarını ve kardeşlerini kaybederler sonra da kendi iffetlerini ve Allah’ın onlardan istediği takvayı ve hayayı yitirirler. Bugün Müslüman olduğunu ve söyleyen özellikle şehirlerde batılaşmış olan Müslüman kadınlarımız ve genç kızlarımız bu “fitne”ye kapılmışlar ve Allah’ın kitabına saygı duymuyorlar.
Demek ancak “takva” olan..!
Takva ise Kur’an’da çok açık bir biçimde; Bakara suresinin ilk beş ayetinde çok güzel bir şekilde “teybin” ve “tefsir” edilmiştir.
“elif Lâm Mîm.
İşte [gerçek ilahî ]kitap budur.
On[UN HAK OLUŞUN]da asla kuşku yoktur.
O, ĞAYBA İMAN EDENLER, NAMAZI İKAME EDENLER VE KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİKLERİMİZDEN VERENLER VE SANA İNDİRİĞİMİZLE SENDEN ÖNCE DE İNDİRDİKLERİMİZE İMAN EDENLER VE GERÇEKTEN İMAN EDENLER  İÇİN HÜDADIR.
İŞTE ONLAR RABLERİNDEN BİR HÜDA ÜZEREDİRLER VE İŞTE ONLARDIR FELAHA ERECEK OLANLAR.”
Allah, bir kadının isterse her tarafını örtsün e hiçbir tarafını göstermesin. Bu libası taşıyan bedenin taşıdığı kalpte; Allah’tan haşyet, hayâ ve cennette verilecek olanı dünya hayatına tercih etmedikçe ve libasını “süslenmek” ve yabancıların gözünde güzel görünmek ve bazen de çaktırmadan falan filan Moda markasının gönüllü modelisti ya da mankeni olmaya özenen kadınların giysileri Allah için değil. Kendilerini kim erkeklerin ve toplumun gözünde güzelleştirmek ve güzelliğin gölgesinde gezen haz ve beğenilerin, istek ve şehvetlerin de kurbanı olmuştur.
İffetini hayâsını, daha da açıkçası Rabbinin kitabının zikrettiği nimetleri ve “takva”yı kurban eden bir kadının ve de erkeğin Allah kurbanına muhtaç değildir o kurbanın ne sahibine ve ne de Müslümanlara bir hayrı yoktur. Zira o artık, ancak ettir ve sadece karın doyuran bir nesnedir artık.
Demek ki, bütün amellerin kabulünün bir tek esası var: o da “takva” üzere olması.
Mübarek Ramazan ayı, ümmetin çektiği bunca acılara ve çilelere rağmen yine misafirimiz oluyor. İslam vatanı kan gölü. Yüz binlerce kardeşimizin kanları nehir gibi akıtılıyor.
Artık olanlardan Allah’ın kaderini hakkımızda nasıl bir karar vereceğinin beklentisi içinde olmaya gerek yok. Aynı kader ve aynı akibet bir gün bizleri de bulacaktır.
Öyleyse yaptıklarımızı Allah’ın rızası olan takva üzere yapalım.
Takva elbisesi, takva kurbanı, takva infakı, takva namazı ve ilh.
“Et” “kan” “bez” ve “takva”  bu dört şeyin takvayla ne ilgisi mi var? Bu ayetleri güzelce okur ve üzerinde düşünür ve kendimizi bu ayetlerin aydınlığında ve bizlere öğrettiği fıkhın irşadına ve ıslahına göre düzeltirsek işte o zaman bu ayetlerin hepsinde vurgulanana takvanın hangi anlamda zikredildiğini öğrenmiş oluruz.
Takva elbisesi daha hayırlıdır.
Takva kurbanı daha hayırlıdır, takva sözü daha hayırlıdır.
Bunun için Allah Azze  ve  Celle kitabında;
“Siz İnsanlar için –yeryüzüne –çıkarılmış olan en hayırlı bir ümmetsiniz..” [Âl-i İmran:110] derken, işte burada Dinin aslı olana tevhide ve ahlak olan takvaya işaret etmiştir.
Bu hayrın ispatı ve bu hayr üzere olanın alameti de “ma’ruf”uolanı emretmek ve münker olandan” alıkoymaktır.
Hepimize düşen Allah’ın bizde aradığını kendimizde aramaktır. Allah’ın –haşa- bizde görmediğimiz kendimizde aramayalım ve Allah’ın bizden istediğinin yerine insanların istediğini aramayalım.
Çünkü Allah’ın sevdiğini aramayan ve Allah’ın sevdiği için amelini, sözünü ve davranışlarını ıslah etmeyen kimse; acaba hangi orucu tutacaktır? Allah’ın istediği libası edinmediği halde, zahir olarak da emrettiğini toplumun hatırına ve toplumsal uzlaşma adına terk eden hanım kardeşlerimiz ve hanım kızlarımız;  acaba yarın Rablerinin huzurunda, insanların beğenisini kazandıracak ve tepkilerinde onları rahatlatacak olan elbiselerinin neresinde takvaya dair bir alamet, bir ışık, bir nur ve rıza-i ilahi olduğunu söyleyecekler?
Öyleyse gelin; Rabbinizi dinleyin ve sakın Yahudiler gibi; “işittik ve isyan edenlerden olduk.” Demeyin. Evet, biz bugün kadınlı erkekli bunu belki ağızlarımızla söylemiyoruz fakat bunu fiillerimizle ve davranışlarımızla söylüyoruz. Nasıl ki bazen insanlara sözle değil de davranış ve tepkilerimize cevap veriyor isek.
Gelin kardeşler..! gelin hanımlar…! Bu Ramazan’da  hevamızı okşayan ve hatta başkalarının da hevasını heyacana getiren ve şehvet izlerini ve gözlerini üzerinde taşıyan “libas”ı bırakalım ve bu ramazanı daha da ziyade bir tevbe ayı, Kur’an ayı daha çok “teberrüc”den uzak ve evlerimize kapanarak Allah’ın kitabını ve Rasulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) Sünnetini tedris edelim ve günah kaynayan ve şehvet akan şu çirkef sokaklardan ve caddelerden ve adeta batılı  gazinolara ve pavyonlara dönüşmüş olan AVM’lerden kendimizi ve çocuklarımızı uzak tutalım ve Dini istismar edecek olan bu mekanlardan uzak duralım.
Gelin, bu Ramazanımızı mazlum kardeşlerimize dua ve yardım ile ihya edelim. Yeryüzünde zulme maruz kalmış kardeşlerimizi hatırlayalım ve onları asla kalplerimizden çıkaramayalım.
Allah öyle demiyor mu?
“Birr [iman ve salih amel] ve takva üzerine birbirinizle yardımlaşın.”
Evet yine “takva” takvasız bir Oruç, kurban ve namaz ve infak olamayacağına göre.
Ey bu zalim dönemde, Yunan ve Helen kadınlarının sokakları istila ettiği zamanda ve Pompei’ye dönen şehirlerimizde yaşayan ve yaşamak zorunda kalan kardeşlerim!
Sokakları ahlaken iflas etmiş olanları bırakalım. Bakalım neler yapacaklar. “hatta onlardan birisi annesine gelse, benim ümmetimden de bunu yapacaklar çıkacak “diyen rasul’ü (sallallahu aleyhi ve sellem) sözlerini hatırlayın ve nereye doğru sürüklendiğimizi görün.
Burada âcizane birkaç uyarıyı yapmak zorunda görüyorum kendimi:
Birincisi: Özellikle kadınlarımızın bazılarına söylüyorum. Allah’tan korkun ve batıl ve fitne olan giyim ve kuşam tarzını terk edin. Dar olan elbise ve nerdeyse avuç içi kadar başlarınıza sardığınız o iğreti bezleri atın ve Allah’ın kitabında söylediği “hicab”ı ve “himar”ı örtün ki, Allah’ın dediğine iman edesiniz. Allah’ın dediğine iman etmek, O’nun dediğini yapmaktır. Libasında hayâ olmayan kadının dininde hayr olmadığı gibi, namazında da hayr ve takva olmaz. Allah’ın Rasulü de (sallallahu aleyhi ve sellem)  bunu bize öğretti, sahabe de bu ahlak ve amel üzereydi.
Dar elbise giyen kadın kardeşler..! bedenlerinin hatlarını ve hatta mahrem yerlerini bile belli eden pantalon giydikleri (Müslüman hanımlar, bununla erkeklere benzedikleri için Allah’ın Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından lanetlendiklerin unutmasınlar, tıpkı kadınlaşan erkekleri lanetlediği gibi…) için çok büyük bir fitneye sebep olmaktalar ve kendilerine bakan bütün gözlerin işlediği günahların da müsebbibi olacak ve yarın Allah katında elim bir azap göreceklerdir.
Kendini sokaklar için süsleyerek dışarı çıkan kadın “müteberrice”dir ve belki de  amelleri düşmüş ve sakıt olmuştur. Erkekler hissetsin ya da güzel kokayım diye koku sürünüp dışarı çıkan kadın, adeta zina etmiş gibidir. Ebu Hureyre’nin (ra) rivayet ettiği sahih hadis bu uyarıyı yapmaktadır.
Allah’ın kitabına sırt dönmüş olan; baskıcı, batıcı despot laiklik ve siyasi düzen, sizi Allah’tan uzaklaştırmak için önce sizin ahlakınızdan başladı işe. Önce sizi dışarıdan değiştirerek sizi kalbinizden esir alarak sokaklara salmak istiyor; Yunan kadınları gibi, Helen kadınları gibi. Solon’un kadınları gibi.
Sokaklarda; Allah’a isyan edenlerin kadınlarına adım adım sizi yaklaştıran; giyiminizi ve kuşamınızı terketmedikçe, onların gözlerinde bile bir saygınlığınız olmayacaktır. Hilkat garibesi giyimleriniz ve albenili davranışlarınız; Allah’ın razı olduğu kadının değil, kâfirlerin ve münafıkların sizi ayartmak ve potalarında eritmek ve kendi kadınlarına sizi katmak isteyenlerin sevdiği şeydir.

Evet, ey Müslüman hanım kardeşlerim..!
Başlarınızın şekli -Allah korusun- sizin canlarınızın da artık tesettürden sıkıldığının bir alameti olmuş gibi. Bilin ki bununla büyük bir yanlışı işliyor ve sizden sonra gelecek nesillerinizi sokakların cinnetine ve batıcıların şehvetlerine yem olarak hazırlıyorsunuz.
Hani hepiniz bilirisiniz.
“ Allah, sizin suretlerinize ve bedenlerinize bakmaz, fakat sizin kalplerinize bakar” (Ebu Hureyre)
(Müslim,Kitabu’l- Birr, 33; İbn Mâce, Kitabu’z-Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel,Müsned: 2/285, 539 )

diyen bir Hadis-i Nebevi vardır. Gerçekten, bu ramazan oturup bu hadise iman eden bir kimse gibi yaşayamıyorsak;   nasıl oluyor da Allah’ın Rasulü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) iman ettiğimiz iddia edebiliriz ki diye bir kez de olsa düşünelim. Allah’a görünmek için giyinen kadın, Allah için giyinen kadındır. İnsanlara görünmek için giyinen kadın ve bunu takvaya tercih eden kadının vay haline, Rabbim cümlemize hidayet versin.
İkincisi: Kardeşlerin cümlesini ve Allah’ın kitabını seven her Müslüman’ın bu Ramazan’ı daha çok Kur’an tilavet ederek ve Müslüman kardeşleriyle yardımlaşmalı. Yeryüzünde zulüm gören kardeşlerimize yardım etmeleri ve onları içinde bulundukları acılarla baş başa bırakmamaları gerekir.
Üçüncüsü: Ramazan’da israftan ve aşırı telezzüzden kaçınalım ve davetlerde sade olan iftarlar vermeye gayret edelim.  Zira iftar yemeklerimiz; adeta nefse ziyafet çekmeye ve açlıktan intikam almaya dönüşmüş.
Dördüncüsü:
Kazançları haram olan veya gösteriş için iftar verenlerin iftarlarına gitmeyelim. Belediyelerin iftar sofralarından kaçınalım. Yiyenlere de karışmayalım. Çünkü aynı Belediyeler şarkıcı kadınlara da Müslümanlardan aldıkları vergileri ve paraları harcıyorlar ve onları zengin ediyorlar. Bu harama iştirak etmeyelim ve onları protesto edelim.
Beşincisi: TV’lerde ve Radyolarda Kur’an’da “lehv” hakkında gelen ayetleri ve Allah’ın Rasulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) hadislerini hiçe sayarcasına, müzik aletli bir sohbeti ve programı izlemeyelim ve dinlemeyelim. Bunu yapmak; orucumuza ve mübarek ramazana fısk karıştırmaktır.
Özellikle TV programlarında İslam’ı ve Sünneti tartışan ve batıllarını kusan showcu uzmanların sohbetlerinden kendimizi ve çocuklarımızı koruyalım. Zira bunların bazısı, Allah’ın dinini ve sahabeyi anlatmak için insanlardan milyarlarca TL talep etmeden çağırıldıkları yerlere gitmiyorlar.
Bu Din tacirlerini Müslümanlara ifşa edelim ve bu tacirlerin din saptırmalarına elimizden geldiği kadar engel olmaya çalışalım. Allah’ın Rasulü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem)  "siyret" ve  "sünneti"nde benzemeyen; batıcı, laik tipli allamelerden (!)v e Vatikan din adamlarına benzemeye özen gösterenlerden de ilim almayalım. Zira onların önce kalıpları, sonra da kalpleri değişir demiştir, Abdullah İbn Abbas (ra)
Altıncısı: İftarlarında müzikli yemek verenlerin sofralarından ve iftarlarından uzak duralım.
Yedincisi: Partilerin iftar yemeklerinden uzak duralım ve onların sofralarında bulunmayalım.
Sekizincisi:
Namaz kılmayanların iftarlarına katılmamaya gayret gösterelim ve eğer mutlak gitmemiz gerekiyorsa, bu ancak tebliğ için olmalı. Bunların faiz almayan ve faizle iştiğal etmeyenlerden olmasına dikkat edelim. Bankaların iftar yemeklerinden uzak duralım.
Dokuzuncusu: Suriye’deki Müslüman kardeşlerinizin kanlarını ve ırzlarını helal eden kâfirleri destekleyen ve onları sevdiğini söyleyenlerin iftarlarına katılmayalım ve arkalarında namaza durmayalım ve cenaze namazlarını kılmayalım. Zira onlar, Allah’ın dininin düşmanı Mişel Aflakçı bir Arap ırkçılığını İslam yerine yücelten bir rejimi destekliyorlar.
Onuncusu: Sözü, ameli, iftarı ve davetleri hakeza giyimi takva üzere olmayanın orucu hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum Yukarıda söylediklerimiz sanırım bu anlamak için yerlidir
On birincisi: Fakir yakınlarımızı ve yoksulları gözetelim ve bu ramazan aynı davet ve sevgi sofrasına dönüştürelim ve cahil kardeşlerimizin kalplerinin aydınlığı olacak amellere önem verelim.
Tekrarlayalım ve unutmayalım..!
إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ
“…ALLAH ANCAK MUTTAKİLERDEN KABUL EDER.”(MAİDE:27) 
Mehmet Emin Akın-09.07.2013

3 yorum:

  1. hayırlı ramazanlar uzun zamandır takip edememiştim sizi yukardaki yazı tesspitler ne kadar doğru keşke dosdoğru yapılabilse rabbim yardımcımız olsun oruçlarımız kabul eylesin selam ve dua ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin canım kardeşim :)
      evet,hocamız bizlere çok isabetli nasihatlerde bulunmuş,Rabbim rızası uğrunda bir hayat yaşamayı,yanlışlardan dönebilmeyi,bizlere nasip etsin(amin),

      hayırlı ramazanlar,sevgiler...

      Sil
  2. Libas illa siyah mı olmalı hocam.

    YanıtlaSil

HERKES YORUM YAPABİLİR,
siteniz veya bloğunuz yoksa ,profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın ,Ad yazan kısma adınızı ve soyadınızı yazın,
(yorumlarınızda iki isim kullanmanız,aynı isimle yazan diğer kardeşlerimizle karıştırılmamanız için önemli)
URL kısmını doldurmasanız da olur,yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir,ilginize çok teşekkür ederim.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

Bu gadget'ta bir hata oluştu

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur