بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet

31 Aralık 2013 Salı

Şeytanların Kardeşleri

 Yeryüzünde insanların “İhvânu’l Mü’minin” ve “İhvânu’ş Şeyâtîn” şeklinde ikili tasnife tabi tutulması, muhkem nasslarla sabit olan bir hakikattir. Bu isimlendirmeye razı olmak, Allah’ın (cc) kitabına imanın zaruri bir neticesidir. Zira “İhvânu’l Mü’minin,” Kur’an ayetinden alınmış bir tabirdir. “İhvânu’l Mü’minin”; imanda kardeş olmuş, iman sayesinde kardeş olmuş kimseler demektir. 
 İman, insanları behemehâl kardeş yapan bir nurdur. Bu hakikat muhkem nassla sabittir: “Mü’minler ancak kardeştirler.” Bu âyetin devamında “Öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’tan korkup sakının; umulur ki merhamet olunursunuz/esirgenirsiniz” buyurulur. Ayet-i kerime’de gerçen “İhvetün”, Uhuvvet, “ahi”, “ihvan” gibi kelimelerle aynı kökten gelmektedir ve en bilinen anlamı ile “kardeşlik” demektir. İman kardeşliğinin mü’minlerin boynuna yüklediği mesuliyet, kardeşlerin arasını düzeltmektir. Yani takvanın bir manası da; mü’min insanın iman kardeşliğinin şuurunda olması ve kardeşlerinin arasını ıslah etmesidir. Bu aynı zamanda “İhvânu’l Mü’minin” zümresinin varlık sebeplerindendir.
İhvânu’ş Şeyâtîn
YERYÜZÜNDE iman kardeşliğinin karşısında bir de “Küfür kardeşliği” vardır. Kâfirler “el- Küfrü Billah” ta kardeştirler. “Küfür Kardeşliği” nin Kur’an lisanındaki ismi, “İhvânu’ş Şeyâtîn” dir. Rabbimiz buyuruyor:
“(Gereksiz yere ömürlerini, ailelerini, mallarını ve evladlarını) saçıp savuranlar, şüphesiz İhvânu’ş-şeyatîn (Şeytanların kardeşleri)dır. Şeytan ise, Rabbine karşı pek  nankördür.” (1)
“İhvânu’ş Şeyâtîn” vahiy menşeli bir isimlendirme olup bütün münkir ve müşrikleri kapsamına alır. Yeryüzündeki bütün ideolojik hareketleri “İhvânu’ş Şeyâtîn” diye isimlendirmek Kur’an-ı Kerim’in maksadına uygun davranışta bulunmaktır.
Şehid Seyid Kutub (rha) der ki: “Kur’an saçıp savurmayı yasaklıyor. Saçıp savurma (İbn-i Mes’ud ve İbn-i Abbas’ın da açıkladığı gibi) “doğru olmayan yerlere harcamada bulunmaktır.” Mücahid der ki: Bir insan malının hepsini Allah yolunda harcasa, “saçıp savurmuş” olmaz. Bir avuç dahi doğru olmayan yerlere harcasa “saçıp savurmuş”lardan olur.
Demek ki, saçıp-savurmanın az veya çok harcama ile ilgisi yoktur. Harcamanın yapıldığı yerle ilgisi vardır. İşte bu nedenle saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşi olmuşlardır. Zira onlar boş yerlere harcama yaparken, kötü şeylere de harcama yaparken günahta harcama yaparlar. İşte onlar şeytanın dostları ve arkadaşlarıdırlar: “Şeytan Rabbine karşı çok nankördür.” Nimetin hakkını vermez. Saçıp-savuran kardeşleri de nimetin hakkını ödemezler. Nimetin hakkı, haddi aşmadan ve saçıp savurmadan onu Allah’a itaat etmek amacıyla hakların korunması uğrunda harcamaktır.” (2)
Bir insanın israf yoluyla, saçıp savurma yoluyla “İhvânu’ş Şeyâtîn” den olması heran mümkündür. Ömür ve mal israfı asla ve kat’a basite alınamaz. Yeryüzünde ömrünü ve malını gayr-i meşru yere harcayanlar, “İhvânu’ş Şeyâtîn” zümresinden sayılırlar. Hz. Ali (ra) der ki: “Senin kendi şahsına ve kendi ailene israf ve tebzir olmaksızın harcadığın her ne varsa senin lehinedir. Ama riya için, gösteriş için harcadığın şey ise senin değil, şeytanın payıdır.”
Batılda bir dirhem de olsa harcamak, saçıp savurmak cümlesindendir. “İsrafta hayr olmaz, hayrda israf olmaz.” Yukarıda geçen ayet-i kerime tescil etmektedir ki; israf edenler, şeytanların temsilcileridir. Şeytanları temsil eden herkeste şeytan hükmündedir. Şeytan Rabb’ine karşı nankör olduğu gibi, saçıp savurun da Rabb’ine karşı nankördür.
İmam Kerhi (rha) der ki: “Allahû Teâla birisini şan şerefle, mal ile rızıklandırırsa ve o kimse de şanını, şerefini, malını Allah’ın rızası dışında harcarsa Allah’ın nimetine karşı nankörlük ederek fiil ve sıfatta şeytana muvafakat etmiş olur.”(3)
“İhvânu’ş Şeyâtîn” şeytanların sözleşmeli personelleridir. Nerede şeytanları memnun edecek bir faaliyet varsa orada bulunurlar.
Kur’an-ı Kerim, şeytanı insanlık için tehlikeli olarak ilan etmiş ve insanları şeytanın adımlarına uymaktan menetmiştir. Şeytanın adımlarına uyanlar, şeytanın icraatlarına iştirak edenler, “İhvânu’ş Şeyâtîn” den olurlar. Hidayet rehberimiz yüce kitabımız Kur’an, iman düşmanımız şeytan’ı ve temsil ettiği zararlı faaliyetleri tek tek tanıttığı gibi ayrıca şeytanla ilgili bazı terim, tesbit ve tabirlere de yer vermiş, bir takım faaliyetler içinde bulunanları şeytana izafetle tanıtmıştır. Bu tanımları şöylece sıralayabiliriz.
Evliyau’ş- Şeytan;  Şeytanın dostları, yardımcıları, hizmetçileri anlamına gelir. Şeytanı sevenler ve onun icraatlarına iştirak edenler, Evliyau’ş-şeytan’dan sayılırlar. Allahû Teâla buyuruyor: “İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkâr edenler ise, şeytan yolunda harbederler. Şeytanın dostları ile savaşın, esasen şeytanın hilesi zayıftır.” (4) Bu ayet-i kerime’ye göre yeryüzünde kötülükleri, haramları yaygınlaştırmaya çalışanlar, “Evliyau’ş-Şeytan” dan olanlardır. Allah’ın evliyası olmayanlar, şeytanın evliyası olurlar.
Amelu’ş-Şeytan;  Şeytanın işi, ameli demektir. İşlenen haramlar, şer’i şerife uygunluk arzetmeyen bütün uygulamalar, “Amelu’ş-Şeytan” cümlesindendirler. Rabbimiz buyuruyor: “Ey inananlar, içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz” (5)
“... Bu şeytanın işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır.”(6)
Haramların işlenmesini serbest kılan, haramları insanlara sevdiren, haramları geliştirip yaygınlaştıran bütün sosyal ve siyasal kurumlar, “Amelu’ş-Şeytan” dan sayılırlar. Şeytanın amelini sahiplenip savunanlar da “İhvânu’ş Şeyâtîn” den sayılırlar.
Riczu’ş-Şeytan; Şeytanın vesvesesi, şeytanın dürtüsü, şeytanın teşviki demektir. Rabbimiz buyuruyor: “... Sizi arıtmak, sizden şeytan vesvesesini (içinize attığı kötü düşünceleri) gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve sebatınızı artırmak için gökten size su indirmişti.”(7) İnsanları harama teşvik eden bütün kurum ve kuruluşlar, “Riczu’ş-Şeytan” dan sayılırlar. Şeytanın teşvik ve telkinleriyle harekete geçenler, “İhvânu’ş Şeyâtîn” olanlardır.
Hutuvatu’ş-Şeytan; Şeytanın adımları, taktikleri, stratejileri demektir. Rabbimiz buyuruyor: “Ey inananlar, Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın (Şeytanın adımlarını izlemeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır”(8)
“Ey inananlar, hepiniz birlikte İslama (barışa) girin, şeytanın adımlarını izlemeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.”(9)
“Hayvanları da yük taşımak ve kesim için yaratan Allah’tır. Allah’ın size verdiği rızıkdan yeyin, şeytanın adımlarını izlemeyin. Zira o, sizin için apaçık bir düşmandır.”(10)
“Ey inananlar, şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın arkasına takılırsa, bilsin ki o, hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Allahın size lutuf ve merhameti olmasaydı, hiçbiriniz ebediyyen temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah işitendir, bilendir.” (11)
Haramdan kazanmak, haram olandan yemek ve haram olana insanları teşvik etmek, “Hutuvatu’ş-Şeytan” cümlesindendir.
Hemezatu’ş-Şeyâtîn; Şeytanların kışkırtmaları, dürtüklemeleri, sevdirmeleri, benimsetmeleridir. Rabbimiz buyuruyor:
“Ve de ki: “Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden (kışkırtmalarından) sana sığınırım.”(12)
Şer’i şerifin yasakladığı durumlara sevdalanmak, “Hemezatu’ş-Şeyâtîn” dendir. “İhvânu’ş Şeyâtîn”, şer’i şerifin yasakladığı durumlara sevdalanmış münkir ve müşrik kimselerdir.
Cünûdu İblîs; İblisin askerleri, şeytanın neferleridir. Onlar cehennem dâîleri/davetçileridir. Cehenneme amellerin öncüleridir. Rabbimiz buyuruyor:
“Onlar, azgınlar ve İblis’in bütün askerleri (adamları), hepsi, tepetaklak cehenneme atılırlar.”(13)
Ruûsu’ş-Şeyâtîn; Şeytanların başları, küfür ve kâfirlikte önderlik ve öncülük edenlerdir. Kendi heva ve heveslerine göre şeriatullah’a muhalif yasa ve anayasalar yapıp hukuk diye dayatanlar, insanların hayatlarında uygulamaya kalkışanlar, “Ruûsu’ş-Şeyâtîn” dirler. Rabbimiz buyuruyor:
“Biz zakkum ağacını, zalimler için bir fitne (bir dert) yaptık. O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. Tomurcukları şeytanların başları gibidir,“(14)
Hizbu’ş-Şeytan; Şeytan partisi, taifesi, bloku, taraftarları demektir. İnsanları Allah’ın hükümleriyle idare etmeyen, insanların Şeriatullah ile idare olunmalarına da müsaade etmeyen bütün hizibler, partiler, kurumlar, kuruluşlar, kurultaylar “Hizbu’ş-Şeytan” dırlar. Rabbimiz buyuruyor:
“Şeytan onların başlarına dikilip (ruhlarına hakim olup) onlara Allah’ı anmayı unutturmuş tur. İşte onlar şeytanın partisi (taraftarları)dır. İyi bilin ki şeytanın partisi elbette hüsrandadır, kaybedecektir. Allah ve Rasûlüne düşman olanlar, evet işte onlar en alçak kimselerle beraberdirler.” (15)
Şeytan çevresinde inananlara karşı oluşturulmuş bulunan blokun değişik açılardan tanıtımını yapan bu ilahi beyanlar ve tespitler, Müslümanların fevkalade bir düşman topluluğuyla karşı karşıya daha doğrusu içiçe yaşadığını göstermektedir. Sürekli bir Teyakkuz hali bunun için gereklidir.
Adâleti hafife alan ve İslâm Fıkhı’nı mahkûm etmek için bütün imkânlarını seferber eden askerlerin, politikacıların ve aydınların, kendi halklarına ihanet ederek “İhvânu’ş Şeyâtîn” i temsil ettiklerini söylemek mümkündür.
“İhvânu’l Mü’minin” Milel ehli, “İhvânu’ş Şeyâtîn” ise Nihal ehlidir. İmam-ı Şehristani (rha); “İtikad yönünden insanlar; milel ve nihal olmak üzere iki kısma ayrılırlar. Milel; vahye dayanan ve hak bir şeriatla amel eden ehl-i diyanete denilir. Nihal ise, hevasına göre yaşayan ehl-i ehvaya verilen isimdir.”(16) diyerek, bu iki kavramı izâh eder. Milel ehli, vahiy ehli demektir. Nihal ehli ise, hevâ ve heves ehli demektir. Dolayısıyla vahye sahip çıkanlar ile ihanet edenler arasındaki mücadele, kıyamete kadar devam edecektir. Bu Türkiye’ye mahsus bir hadise değildir. “İhvânu’l Mü’minin” ve “İhvânu’ş Şeyâtîn” mücadelesi, cihan çapında devam eden bir mücadeledir.
“İhvânu’ş Şeyâtîn,” enternasyonal küfür mafyasıdır. Dünyada küfrü ve kâfirliği egemen kılmak arzusuyla haramları irtikap etmek ve çirkin fiilleri işlemek hususunda söz ve işbirliği yapmış kimselerdir.
Müslüman olarak bil ve inan ki; seni Şeriatullah ile idare etmeyen, senin Şeriatullah ile idare olunmana da müsaade etmeyen bütün güçler, “İhvânu’ş Şeyâtîn” dirler. Mü’minleri Allah yolundan alıkoymak, onları küfre ve kâfirliğe döndürmek için uğraş veren bütün şahıslar, kurum ve kuruluşlar “İhvânu’ş Şeyâtîn” zümresine dâhildirler.
“İhvânu’ş Şeyâtîn” zümresinde Batıl’a iman ve ittiba etmek esastır. “İhvânu’ş Şeyâtîn”in “İhvânu’l Mü’minin” den farklı davranışlarda bulunmasının sebebi de budur. Rabbimiz buyuruyor: “Bunun sebebi şudur ki, şüphe yok, kâfir olanlar bâtıla tâbi olmuşlardır, imân edenler de Rablerinden gelen hakka tâbi bulunmuşlardır. İşte Allah, nâsa hallerini böylece beyan eder.”(17)
“İhvânu’ş Şeyâtîn”; vicdanını şirkle, küfürle, tuğyanla, cüzdanını da haram kazançla kirletmiş kirliler topluluğudur. Onlar, girdikleri ve uğradıkları yerleri haramlarla kirletirler. Allahû Teâla’nın verdiği nimetin değerini takdir edememek, verilen nimetleri kullanırken veya sarf ederken bizzat Allahû Teâla’nın tesbit ve tayin buyurduğu helal ve haram hududlarını hiçe saymak, kişiyi “İhvânu’ş Şeyâtîn” den kılar. Allahın insana verdiği ömür nimetini şeytani ve nefsi arzular üzerine tüketip yok edenler ömürlerini israf etmişlerdir. Şeytan, malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir, hayra harcamaktan alıkoyar, “Yoksul olursun, elin daralır” diye korkutur.
“Şeytan, malınızı hayra sarf ettirmemek için sizi yoksullukla korkutup cimri olmanızı emreder. Allah ise, mağfiret, lütuf, bolluk vaad eder.”(18)
Malını Allah’ın emriyle hayra sarfetmeyip cimrilik etmek de bir israftır. Neye göre israftır? Malı depolamak yığın yığın etmek ile saçıp savurmanın hiç bir farkı yoktur. Çünkü Her ikisi de boş yerdedir. Heba olup gitmiştir. Kişi kazanırken ve harcarken kendini Allah’ın tespit ve tayin ettiği helal ve haram hududlarıyla mukayyed görmüyorsa “İhvânu’ş Şeyâtîn” dendir. Hz. Peygamber (sav) , abdest almakta olan Sa’d (r.a.)’ın yanından geçti ve : “Ya Sa’d! Bu israf nedir?” buyurdu. Sa’d da: “Abdestte israf olur mu?” diye sorunca, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:
“Evet, akan bir nehir üzerinde de olsan, normal miktarın üzerinde su harcaman halinde abdestte israf olur.”(19)
Burada Rasûlüllah (sav)’in israftan sakındırma hususundaki hassasiyetini görmekteyiz. İslâm’ın reddettiği israf sadece yeme, içme ve maddi şeylerde değildir. Konuşmaktan gezmeye, eğlenmekten diğer fiil ve hareketlere kadar, hayatın bütün safhalarını içine alır. İsraf, İslâm’ın uygun bulmadığı yerde ömür ve mal harcamaktır. İslam, israfı haram kılmıştır. “Her israf edilen haramdır.”(20)
Bilindiği gibi, şeytan, kendi hayatını Allah’ın emirlerine âmâde kılmayan bir melundur. Allah’ın dininden kaçırılan hayatlar, israf edilen hayatlardır. İsraf edilen hayatlar, şeytanların sermayesi olurlar. Bu nedenle nerede olursak olalım israfın her çeşidinden sakınalım. Bir memleketin hazinesi, beytü’l mâl’i, bütçesi şeytanların kardeşleri olan müsrifler için yemlik haline gelmişse, o memleketin sosyal ve siyasal iktidarı “İhvânu’ş Şeyâtîn”in eline geçmiş demektir. İsrafın yaşam biçimine dönüştüğü her yerde “İhvânu’ş Şeyâtîn” muktedir olmuş demektir.
Şeytanlara kardeş olanlar, Allah’tan gayrisi için yaşayanlardır. Kendi hayatlarından Allah’ın hükümlerine muhalif olan ideolojiler, yasalar ve anayasalar için pay ayıranlar, “İhvânu’ş Şeyâtîn” olanlardır. İdeolojiler tarafından hayatın parsellenmesine razı olmak, şeytanlara kardeş olmaktır. Allah’ın indirdiği hükümler karşısında müstağni davranarak ideolojilerin kavgasını verenlerin ideolojileri farklı farklı olsa da son tahlilde hepsi “İhvânu’ş Şeyâtîn”dirler.
“İhvânu’ş Şeyâtîn”; dünya kavgasına Allah için değil, dünya için ve dünya adına katılanlardır.. Vahyi ve vahyin getirdiği hayat tarzını “amentü” olarak kabul etmiş kimselerin nezdinde “çağdaş uygarlık seviyesi”, “İhvânu’ş Şeyâtîn”in hedefidir. “çağdaş uygarlık seviyesi,” Şeriatullah’a karşı direnenlerin kıblesi haline gelen bir slogandır. Tarihte Müslümanlara Kıble ayarlaması yapmak için Tanzimat Fermanını ilan eden ve bu fermanın arkasında durarak gereğini yerine getirenlerin tamamı “İhvânu’ş Şeyâtîn” hükmündedir. Esasen Batılılaşmayı Müslüman’ca yaşama ve Müslüman’ca ölmenin yerine geçirmek için çalışanların “İhvânu’ş Şeyâtîn” olduklarından şüphe dahi edilmez. Daha önce de ifade edildiği gibi, Hz. Âdem (as)’den başlayan insanlık tarihini İslâm ûlemâsı “el-Milel ve’n-Nihal” temeline göre incelemiştir. “Milel” vahye dayanan, “Nihal” ise vahyi inkâr eden zihniyetleri esas alır. Daha açık bir ifadeyle Kitabu’l-Milel, Hz. Âdem’den günümüze kadar süren ve kıyamete kadar devam edecek olan mü’minlerin tarihi; Kitabu’n-Nihal ise Kabil’le başlayan, Allah (cc)’ı inkâr ederek, hevâ ve heveslerini ilâhlaştıran kâfirlerin tarihidir.(21) Dolayısıyla “İhvânu’ş Şeyâtîn”; vahiysizler, âhiretsizler topluluğudur. Kısacası “İhvânu’ş Şeyâtîn”; hevâlarını ilâh edinen, akıllarını putlaştıran ve keyiflerini kanun haline getirip hukuku dayatan müstekbirler zümresidir. “İhvânu’ş Şeyâtîn;” keyfidir, küfridir, cebridir. Bugüne kadar kurdukları ve kurmayı hedefledikleri bütün rejimleri inkârcı, ayrımcı ve ırkçıdır. Yani inkârcılar, ayrımcılar ve ırkçılar, “İhvânu’ş Şeyâtîn” dirler. Bunların ırkları, kabileleri, coğrafyaları farklı farklı da olsa vahiysiz, İslâm’sız yaşama konusunda hepsi bir ve beraberdirler. Vahiysiz, Kur’an’sız, Şeriatsız yaşamaya karar verenler, hangi ırka ve coğrafyaya mensup olurlarsa olsunlar “İhvânu’ş Şeyâtîn”dirler.
__________________
(1)    İsra Sûresi/ 27
(2)    Fizilali’l Kur’an (Seyyid Kutub) C: 4, Sh: 2222, Beyrut/1982
(3)    Fethu-l Beyan Fi-Makasıdi’l-Kur’an (Sıddık Hasan Han el Kanuci) C:7, Sh: 381, Beyrut/ 1996
(4)    en-Nisa Sûresi/ 76
(5)    Maide Sûresi/ 90
(6)    Kasas Sûresi/ 15
(7)    Enfal Sûresi/ 11
(8)    Bakara Sûresi/ 168
(9)    Bakara Sûresi/ 208
(10)    En’am Sûresi/ 142
(11)    Nur Sûresi/ 21
(12)    el-Mü’minûn Sûresi/ 97
(13)    Şuara Sûresi/ 94-95
(14)    Saffat Sûresi/ 63-65
(15)    Mücadele Sûresi/ 19-20
(16)    El Milel ve’n Nihal (İmam-ı Şehristani) C: 1 Sh: 4, Beyrut/1392
(17)    Muhammed Sûresi/ 3
(18)    Bakara Sûresi/ 268
(19)    Sünen-i İbni Mace, “Taharet”, 48; Ahmed b. Hanbel el- Müsned, 2/221; Tebrizi, Mişkatül-Mesabih, 1/133
(20)    Acluni, Keşfül-Hafa, 2/125
(21)    Kelimeler Kavramlar (Yusuf Kerimoğlu) Sh: 15, İst/2010
Mustafa ÇELİK-Misak Dergisi

7 yorum:

  1. Bugün müslümanlarla hiç alakası olmayan bir gün yılbaşı,yazıyı okuyunca bu gün ve özellikle gecesinde bilerek veya bilmeyerek şeytana kardeşlik yapanların şeytani amellerinin ayyuka çıktığı bu geceyi hatırladım hemen,
    eğlence,müzik,şarkılar,içki,kumar,fal burç yorumları,milli piyango çekilişleri,zinanın her türlüsü....Bütün bu şeytan işi pisliklerle saadet arama,mutlu olma beklentileri,Halbuki Rabbimiz şöyle buyuruyor :
    “Ey inananlar, içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki kurtuluşa(saadete)eresiniz” (Maide suresi 90.ayet meali)
    Rabbimiz! bizleri şeytana kardeş olanlardan etme,
    Rabbimiz! adımlarımızı şeytanın adımlarına uydurma,
    Rabbimiz! bizleri yalnızca senin rızanı kazanmak için hayat süren,yaptığı her işinde rızanı gözeten razı olduğun kullarından eyle,
    Rabbimiz! günahlarımızı bağışla,bizlere nasuh tevbeler nasip et,
    Rabbimiz!içimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme(amin).

    YanıtlaSil
  2. selamun aleykum canim , Allahin izniyle , senin vesilenle gormeden sadece Allah icin bir cok kardesimizle burda ihvanu'l muminin oldugumuzu dusunuyorum...Rabbim yolundan ayirmasin cumlemizi.Yazida cok guzel, emegi gecen herkesden Allah razi olsun.canim benim dualari da yurekten aminnn diyorum.Elhamdulillah ki varsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. We aleykumselam canım kardeşim,
      elhamdulillah burası vesilesi ile çok güzel kardeşler edindim,sanal gerçeğe dönüştü :)sizler benim kabul olunmuş duamsınız,Rabbime ne kadar şükretsem azdır...Ben layık değilim Rabbim lütfu ile veriyor...

      kalbi muhabbetlerimle...

      Sil
  3. SA, doğru yoldayım zannederken ne kolay ayakların kayması. Rabbim merhamet eylesin.
    Kişisel olacak ama ben de dün eşimin kızkardeşine çok kızdım, genelde ağzına geleni kolay söyleyen, kırıp döküp sonra bir şey yokmuş gibi davranan biridir. Ama ben de bardak doldu, dün telefon ettiğinde(ilk kez özür dilemek için aradı çünkü bu sefer çok ağır şeyler söyedi ve abisi ile ilgili idi) ben konuşmadım. Böyle konuş et sonra canım cicim benim ahlakım kabul etmiyor.Artık sadece merhaba, nasılsın o kadar yeter bu ilişkide diye düşünüyorum, yanlış mı yapıyorum sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Sen bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir."
      (A'raf suresi 199.ayet meali)
      Sevilcim yorumunu okuyunca hemen aklıma bu ayet-i kerime geldi,
      Fizilali'l Kur'an'da şehid Seyyid Kutub bu ayeti şöyle açıklıyor,ben giriş kısmını alıntıladım,sanki tam senin soruna cevap niteliğinde,devamını da BURAYA TIKLAYARAK oku,Rabbim yardımcın olsun(amin).
      "Sohbetlerinde, normal ilişkilerinde mümkün olduğu kadar insanların bağışlama ve kolaylaştırma ahlâkını esas al. Onlardan tam olgunluk isteme. Onları ahlâkın zor olan yükümlülüklerinden sorumlu tutma. Yanlışlıklarını, noksanlıklarını ve zaaflarını bağışla. Bütün bunlar kişisel ilişkilerde böyledir. Dini akide ve şer'i görevlerde böyle değildir. İslâm akidesinde ve Allah'ın şeriatında görmezlikten gelmek ve toleranslı davranmak yoktur. Yalnız bir şey alırken, bir şey verirken, sohbette ve komşuluk ilişkilerinde tolerans sözkonusu olabilir. Böylece hayat kolay ve rahat bir şekilde seyrine devam eder. Beşeri zaafları görmezlikten gelmek, onlara şefkatle muamele etmek, toleranslı davranmak güçlü erdemli kişilerin zayıf ve zavallı kişilere karşı görevidir........."

      Sil
    2. Allah razı olsun, nefsimiz için değil Allah rızası için sevip buğz etmek ahlakımız olmalı. Rabbim içimizdeki öfkeyi silsin, güzel telkinlerin ve doğru bilgiler için tekrar Allah razı olsun.

      Sil
    3. Amin canım kardeşim,Rabbim cümlemizden de razı olsun(amin),
      kalbi sevgilerimle,hayırlı cumalar...

      Sil

HERKES YORUM YAPABİLİR,
siteniz veya bloğunuz yoksa ,profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın ,Ad yazan kısma adınızı ve soyadınızı yazın,
(yorumlarınızda iki isim kullanmanız,aynı isimle yazan diğer kardeşlerimizle karıştırılmamanız için önemli)
URL kısmını doldurmasanız da olur,yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir,ilginize çok teşekkür ederim.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

Bu gadget'ta bir hata oluştu

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur