بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet

20 Haziran 2014 Cuma

Vahye Teslim Olmayan İnsan, Hevâsını İlâh Edinir

YERYÜZÜNDE insanoğlunun en büyük tuğyanı, Allahû Teâla’nın (cc) gönderdiği dine razı olmayıp din uydurmaya kalkışması ve başkaları tarafından uydurulmuş, üretilmiş beşeri dinlere razı olmasıdır. Dinin kaynağı insan değil, Allah’tır. Din, Allahû Teâla (cc) katından gelmiştir. Allah’ın gönderdiği dinden başka din olmaz. Allah’a imanı olan Allah’ın gönderdiği dinden başka din aramaz. Rabbimiz uyarıyor:
“Peki onlar, Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülmektedirler.”(1)
Bu âyet-i kerime’nin esbâb-ı nüzulü hakkında Kelbi (rh.a.) der ki: Ka’b b. El- Eşref ile arkadaşları Hıristiyanlarla birlikte anlaşmazlıklarının çözümü hususunda hüküm vermek üzere Rasûlüllah (sav)’in yanına geldiler ve şöyle dediler: “Bizden hangimiz İbrahim dinine daha layıktır?” Hz. Peygamber (sav): “Her iki kesiminiz de onun dininden uzaktır” deyince onlar: Hayır biz senin verdiğin bu hükme razı olmuyoruz ve seninin dinini de kabul etmiyoruz” dediler. Bunun üzerine Allahû Teâla’nın: “ Yoksa Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar?” buyruğu nazil oldu.(2)

Âyet-i kerime’nin bu nüzul sebebinden anlıyoruz ki; Rasûlüllah (sav)’in hükmüne, sünnetine, siretine razı olmayanlar ya Yahudi veya Hıristiyan’dırlar. Yine anlıyoruz ki; Rasûlüllah (sav)’in hükmü, sünneti, sireti dindir. Rasûlüllah (sav)’in hükmüne ve sünnetine razı olmayı reddedenlerin dini olmaz. Rasûlüllah (sav)’in hükmüne ve dinine razı olmamak hususunda Yahudi’siyle, Hıristiyan’ıyla, münkiri ve müşriyle, demokrak ve laiki ile kâfirler tek bir millettirler.

Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar ister istemez ona boyun eğip, teslim olarak hükmüne rıza gösterdikleri, tesbih ile zikir halinde kanunlarına, kudretine boyun eğdikleri, İslâm’ı yaşadıkları halde, başta ehl-i kitap olmak üzere kendi heva ve heveslerinden hayat sistemi belirlemeye kalkışanlar, insanlar için helal ve haram hudutları tayin edenler, Allah’ın dininden, Allah’ın şeriatından başka din, düzen, medeniyet arıyorlar demektir. Dinin temel kurallarını belirleyen Allah’tır. Temel kuralları Allah tarafından belirlenmiş hak din de İslâmdır.(3) İslâm, insan ve hayat gerçeğine en uygun din olduğundan, Allah bütün peygamberlere bu dini göndermiş(4) seçtiği ve beğendiği tek dinin İslâm olduğunu bildirmiştir.(5) İslâm, Allah’a bağlanma ve teslimiyet dininin adıdır.(6) İman da, insanı Kur’an’ın hükmüne bağlayan ve her işte onu esas almayı sağlayan en yüksek değerdir.(7) Allah’a bağlanma, tevhid inancının özüne uygun biçimde olmalıdır. İslâm’ın özü ve özeti: Allahû Teâla’nın dinine kayıdsız ve şartsız teslim olmaktır. Tabiîn neslinden Katâde (rh.a.) der ki: “Mü’min kimse isteyerek teslim olur (İslâm’a girer) kâfir ise öleceği vakit istemeyerek İslâm’a girer, bunun ise ona bir faydası yoktur. Çünkü Allahû Teâla şöyle buyurmaktadır: “Fakat Bizim azabımızı gördüklerinde imanları onlara fayda vermedi.”(8) Yine Tabiîn neslinin müfessirlerinden Mücahid (rh.a.) der ki: “Kâfirlerin istemeyerek İslâm olması Allah’tan başkasına secde etmesiyle ve gölgesinin de Allah’a secde etmesiyle olur.” Rabbimiz buyuruyor: “Onlar Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin Allah’a secde halinde, kısmen koyu, çoğunlukla hafif gölgeler şeklinde sürünerek, uzayıp kısalarak yer değiştirdiğini görüp düşünmüyorlar mı?”(9)

Rivayet edildiğine göre Enes b. Malik (R.a.) şöyle demiştir: Rasûlüllah (sav), Allahû Teâla’nın: “Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O’na teslim olmuştur” buyruğu hakkında şöyle buyurdu: “Melekler Sema’da, Ensar ve Abdulkays da yeryüzünde O’na itaat ettiler.“(10) Hz. Peygamber (sav) de şöyle buyurmuştur: “Ashabıma sövmeyiniz, çünkü benim ashabım Allah’tan korkarak İslâm’a girdiler. Sair insanlar ise kılıç korkusuyla İslâm’a girdiler.”

İkrime (R.a.) der ki: “İster” buyruğu tartışmaksızın teslim olan; “istemez” buyruğu ise karşılaştığın delilin kendisini tevhidi kabul etmek zorunda bıraktığı kimse hakkındadır. El- Hasen (rh.a.) der ki: “Bu buyruk genel olmakla birlikte anlamı özeldir. İstemeyerek teslim olan münafık olandır. Amelinin kendisine bir faydası yoktur.”(11)

Dinin kabulü ve yürürlüğe konulmasında elbette tamamen beşeri bir seçim ve teşebbüs söz konusudur. Ama insan eliyle hükümran kılınan din, mefhumu ve muhtevası itibariyle ilâhi kaynaklıdır; vahye dayanan (beşer üstü) gerçekliği temsil etmektedir. İnsan tarafından iman ile kabul ve tasdik görmüş, fakat asla onun nefsinden kaynaklanmamıştır. Bu sebeple insana izafesi söz konusu olamaz. Asrımızda özelikle ülkemizde bazı kişi ve kimseler tarafından seslendirilen “Biz Anadolu’da üretilen İslâm’a tabi oluyoruz” düşüncesi, tamamen batıldır. Anadolu din üretme merkezi değildir. Anadolu; Allah’ın (cc) dininin öğrenildiği, öğretildiği ve uygulandığı yerdir. Din öğrenilir ama üretilemez. Çünkü din vaz’ı beşeri değildir. İnsan eseri değil ki insan onu üretebilsin. Din tamamen Allah’ın eseridir.

Dinin vazıı Cenabı Hakk’tır; insan için ancak ona inanmak ve sâlik olmak vardır. 
 ...............................................
Onun kural ve düzen olarak vazıı da, hakimi de sadece ve sadece Cenabı Hakk’tır. Yasallığı tayin eden üst irade ancak ve yalnızca O’na izafe olunabilir. Doğru ve geçerli olan üslup bundan ibarettir.

Vahiy, haddizatında insanda fıtri olanı, bu anlamda varoluş bilgisini ortaya çıkarır ve teyid eder. Selim akıl sahiplerinin hayatı ve varoluşu doğru okuyuşları sonucu idrak ettikleri ilâhi gerçekliğin ve bu bağlamda geçerliliğini sezdikleri üst irade ve ilâhi rızanın; emin bir elçilik yoluyla, mesajı ulaştıran melek ve peygamber tarafından, herkes için kolayca anlaşılabilir açık ve doğrulanmış bir bilgi halinde izharıdır. Âfakta (dış dünyada, insanı kuşatan her şeyde) ve enfüste (insanın benliğinde, iç âleminde) insan tarafından gözlenen her şey birer âyettir;(12)
.......................................
Vahiy, bütün evrende her ân müşahede edilen bu ilâhi işaretleri doğru anlamlandıran selim akıl sahiplerinin bu yolla kavuştukları bilgelikleri ve hayat kültürleri ile de örtüşür; şahsi ve tarihi her seviyede tecrübe ile doğrulanır. Kısacası o insan için yabancı ve uzak bir şey değildir; ama gene de insanı aşan ve zaman-mekan boyutlarının üzerinde olan ilâhi kaynaklı bir olgudur. Ezelden âhirete ve likâullaha uzanan işaretlerle yüklü, ufuk açıcı nitelikte, yüksek ve vehbi bir bilgilendirme olayıdır. Bu hüviyetiyle de insan aklına ve gönlüne hitab eder ama -hâşâ- insandan kaynaklanmaz. İnsan ancak ve sadece onun muhatabıdır.

Dini yaklaşım, insanı Rabbine olan kulluk bağımlılığı içinde ele almasıyla ve onun Rabbi ile doğrudan ilişkisini ortaya çıkaran bir üslub ile dikkati çeker.
...........................................
Modern olmak, çok sayıda insan tarafından “düne ve dine ait olmayan bir dünyada yaşamak” olarak algılanmıştır. Özellikle ülkemizde, “modern insan eşittir batılı insan” denklemi kurulmuştur. Böyle olunca modernlik kimi zaman, dinin tamamını veya önemli bir kısmını inkâr etmekle, kimi zaman da dini kendi özüyle ilgisini kaybedecek ölçüde değiştirmekle, yahut onun bir kısmını alıp geri kalanını zamanın şartlarına uydurmakla özdeş kabul edildi. Oysa çağdaş bir teoriyi islâmın karşısına dikmek veya onunla kaynaştırmaya çalışmak , doğrudan doğruya müşrikleşme hareketine katılmaktır. Allahû Teâla şerik kabul etmediği gibi, Allahû Teâla’nın dini de şerik kabul etmez. Kişinin dini İslâm ama hayat sistemi kapitalizm, sosyalizm, Kemalizm, liberalizm, demokrasi, laiklik olamaz. Kişinin dini aynı zamanda onun beşikten mezara kadar tabi olacağı hayat nizamıdır. Müslüman olarak bizim dinimiz aynı zamanda hayat nizamımızdır.

Allah’ın dinini bırakıp bir hayat nizamı aramaya kalkışmak, aynı zamanda kâinattaki denge ve nizama karşı suikast düzenlemektir.
Şayet yaşadığımız bu kâinattaki denge bozulmuşsa, kâinat kirletilmişse, kâinat kirletilmeye, tahrib edilmeye devam ediliyorsa bunun temelinde Allah’ın dinine mukabil ve onun yerine geçsin diye icad edilmiş kul kaynaklı beşeri ideolojiler aranmalıdır.  
İdeolojiler, kâinattaki dengeye ve düzene sıkılmış kurşunlardır. Kâinat ideolojilerden temizlenmedikçe kâinatta düzen, nizam ve huzur olmaz. Kâinatı kul kaynaklı ideolojilerden temizlemenin yolu, Dinullah’ı hayata, kâinata Rasûlüllah (sav)’in örnekliğini ve önderliğini esas alarak hâkim kılmaktır. Şunu bilelim ki; imânın kemâli ve zirve noktası, güzel ahlâktır. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bütün hâl ve davranışları, bir bakıma ahlâk nizâmından ibârettir. Âlemlerin Rabbi, Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i zâhiren ve bâtınen en güzel bir fıtratta yaratıp terbiye etmiştir. Nitekim Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de: “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel kıldı”(13) hadîs-i şerîfiyle bu hakîkate ve aynı zamanda nübüvvetin en ulvî gâyesine işâret buyurmaktadır. Bu bakımdan beşeriyete takdîm olunan en yüce ahlâk, Allâh’ın hükmüne dayanan ve rızâsına muvâfık olan güzel huylardan ibârettir ki, nebevî hayat ile bütün insanlığa tebliğ olunmuştur. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in örnek şahsiyet ve kalbî hayatından tâkatimiz kadar nasîb alarak O’nun ahlâkıyla ahlâklanmayı başarmak, dünya ve âhiretteki şereflerin en yücesidir.

Rasûlüllah (sav)’in ahlâkıyla ahlâklanmak, dini doğru kaynaktan almaktır. Asrımızın Müslümanları din ile diyaneti birbirine karıştırmış durumdadırlar. 
............................................................
 Ehl-i din olmakla ehl-i diyanet olmak aynı şeyler değildir. Din diyanete değil, diyanet dine muhtaçtır. Din olmazsa diyanette olmaz. Diyanette hata olur ama dinde hata olmaz. Çünkü dinin sahibi Allahû Teâla’dır. 
...................................................
Dolayısıyla Din bütünüyle Allah’ındır ve din Allah’tan alınır. Peygamber (sav)’in tebliğ, teybin ve tatbiki yoluyla Allah’tan alınan din yine onun son Peygamberi Hz. Muhammed (sav)’in örnekliği ve önderliği esas alınarak uygulanır. Bunun aksine hareket edip Allah’ın dini dışında bir takım hayat sistemleri, nizamları arama girişiminde bulunanlar, kendilerini, ailelerini, cemiyetlerini ve içinde yaşadıkları kâinatı tahrip etmeye çalışanlardır. Allah’ın dini dışında yaşamak için atılan her adım bir tahribattır. Bir ülkenin âlimleri, hocaları, şeyhleri, kanaat önderleri din üreten fabrikalara dönüşmüşlerse, o ülkenin kıyameti kopmuş demektir. Muhkem ve mütevatir nasslarla sabit olmayan hükümleri bir tarafa bırakmak, kendi şahsi kanaatlerini din  adına savunmak, Allah’ın (cc)  hukukuna tecavüz etmektir. Her çağın Nemrudları, Firavunları, Tağutları vardır. Bu çağın da Firavunları, Nemrudları, Tağutları, Dinullah’a mukabil ve O’nun yerine geçsin diye kendileri ve başkaları için din üretenler ve uyduranlardır.
Mustafa YUSUFOĞLU-Misak Dergisi
____________________
(1)    Âl-i İmran Sûresi/ 83
(2)    Esbâbu Nüzûli’l Kur’ân (el- Vâhîdî) Sh: 166; El- Cami-u Li Ahkâmi’l Kur’ân (İmam Kurtubî) C:3, Sh:
(3)    Bkz. Al-i İmran 19;Nahl, 52 vb.
(4)    Bkz. Şura, 13
(5)    Bkz. Maide, 3
(6)    Bkz. Bakara 132
(7)    Bkz. Bakara, 177;Al-i İmran, 23
(8)    Mü’min Sûresi/ 85
(9)    Nahl Sûresi/ 48
(10)    Ed- Durru’l Mensûr (Suyutî) C:2, Sh: 254, Beyruy/ty.
(11)    El- Cami-u Li Ahkâmi’l Kur’ân (İmam Kurtubî) C:4, Sh: 128, Mısır/ 1967
(12)    bkz. Fussilet Sûresi/5
(13)    Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, I, 12

2 yorum:

  1. Selamün Aleyküm.
    Allah razı olsun ablam.
    Ablam ,inşallah iyisinizdir.Vakti iyi değerlendiremediğim için mi yoksa zaman mı yetmiyor bana pek anlayamıyorum.o neden dolayıdır ki yorum yazmaya fırsat bulamıyorum.hakkını helal et ablacım.Selam ve dua ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. We aleykumselam Rümeysacım hoşgeldin :)
      esteğfirullah canım ne hakkı?varsa helal olsun,Rabbim her hayırlı işini kolay kılsın,
      muhabbetlerimle,
      hayırlı cumalar...

      Sil

HERKES YORUM YAPABİLİR,
siteniz veya bloğunuz yoksa ,profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın ,Ad yazan kısma adınızı ve soyadınızı yazın,
(yorumlarınızda iki isim kullanmanız,aynı isimle yazan diğer kardeşlerimizle karıştırılmamanız için önemli)
URL kısmını doldurmasanız da olur,yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir,ilginize çok teşekkür ederim.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

Bu gadget'ta bir hata oluştu

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur