بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet

26 Nisan 2013 Cuma

GÜNAH NEDİR?

Günah’ın Târifi, Mâhiyeti ve Tasnifi
YERYÜZÜNDE insan kadar eski ve insan kadar köklü olan kavramlardan birisi de, günah kavramıdır. Günah dinî bir kavram olarak ilâhî emir ve yasaklara aykırı fiil ve davranış anlamında kullanılır. “Günah” sözcüğü Kur’ân’da geçen “cünah” sözcüğünün Türkçe telaffuz şekli olmaktadır. Dinî metinlerde günah daha çok “ism” kelimesi ile karşılanır. Peygamberimizin hadislerinde “Kişinin kalbini tırmalayan, iç huzurunu gideren ve başkalarınca da bilinmesi istenmeyen şey” olarak tanımlanmaktadır. Buna göre mü’min olarak işlediğimiz fiil, bizi rahatsız ediyorsa, vicdanımızı kemiriyor, içimizi tırmalıyorsa, o şey günah demektir.
Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber (sav.) imanla felah/kurtuluş arasında bir ilgi kurduğu gibi, günahla da helak arasında bir ilgi kurmuştur.(1) Kur’ân-ı Kerîm, Firavun ve yönetici ekibinin insanlara yapmış olduğu zulüm,(2) Lut kavminin cinsel ahlaksızlık,(3) Medyenlilerin ölçü ve tartıda yaptıkları hile ve haksız kazanç(4) nedeniyle helak olduklarını haber vermiştir. Bunlardan ayrı olarak putlara tapınmanın,(5) dinde aşırı gitmenin,(6) ayetleri inkâr etmenin,(7) “emribilmaruf nehyi anilmünker” görevini yapmamanın,(8) peygamberleri yalanlamanın,(9) hakikatten yüz çevirmenin,(10) zulmün,(11) Rasûllerin getirdiklerine karşı çıkmanın,(12) zenginlikten dolayı şımarmanın(13) ve Allah’ın verdiği nimetlere şükretmemenin(14) de helake sebep olan günahlar olduğu belirtilmiştir. Günahlar, belâların davetçileridir. Günahkârlar felaket ve helaket işçileridir.

Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerden hareketle İslam âlimleri, birçok günah tanımı yapsalar da Hz. Peygamber (sav), günahı; insanın fıtraten karşı çıktığı, vicdanının yapılmasına onay vermediği bir yabancılaşma eylemi saymış ve şöyle tanımlamıştır: “Yaptığın zaman gönlünün razı olmadığı ve insanların da böyle bir şeyi yaptığını bilmelerini istemediğin şeydir.”(15) Çünkü “mümin yapmış olduğu bir kötülük nedeniyle üzüntü, iyilik nedeniyle de sevinç duyan”(16) insandır. “Günahlardan kaçınmayı hicret, kaçınan kişiyi de muhacir”(17) kabul eden Râsulullah (s.), ümmetini özellikle inanç alanıyla ilgili günahlara karşı uyarmış ve şöyle buyurmuştur: “Velev ki paramparça edilseniz veya ateşlere atılarak yakılsanız bile, Allah’a (c.) hiçbir şeyi ortak koşmayınız.”(18) Şirki, insanın dokunulmazlık hakkını kaybetmesine gerekçe sayan(19) Hz. Muhammed (s.), yedi veya dokuz büyük günahtan şiddetle kaçınmayı emretmiştir. Rasûlüllah, kişiyi helake sürükleyen bu günahları şöyle sıralamıştır: “Allah’a (c.) (yaratma ve emretmede) başka bir varlığı ortak koşmak, sihirle uğraşmak, Allah’ın dokunulmaz kıldığı bir cana haksız yere kıymak, faiz alıp vermek, yetim malı yemek, cihattan kaçmak, namuslu kadınların iffetine iftirada bulunmak.”(20) Bu hadis-i şerifin bazı rivayetlerinde ise “zina etmek, hırsızlık yapmak”(21) da en büyük suçlardan sayılmıştır. “Anaya ve babaya isyan edip onların hukukuna saygısızlık yapmak”(22) dinen suç sayılmış ve bunlardan ayrı olarak Hz. Muhammed; “yalan yere yemin etmekten, yalan konuşmaktan, namazı, zekâtı terk etmekten ve komşunun namusuna göz dikmekten de” Müslümanların kaçınmalarını istemiştir.(23)

Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerden yola çıkan büyük fıkıh âlimi Dahhâk (ö:135/752) günahı; “İşleyene, Allahu Teâla’nın dünyada had, âhirette ise azap takdir etmiş olduğu suçlardır.”(24) şeklinde tanımlamıştır. Günahtan kaçınmak, Allah’ın emri olduğu için ibâdettir. İman ederek günahsız gün geçirmek, ibâdetle günü kapatmak demektir.

Kur’ân-ı Kerîm’de günahın tanımı yapılmamaktadır. Bu, neyin günah olduğunun aslında insanlık için bilinen bir şey olduğunun bir ifadesi sayılabilir. Cahiliye döneminde bile insanların maşerî vicdanında aslında neyin günah neyin iyilik olduğu biliniyordu. O yüzden hukuken caiz görseler bile bazı evlilik şekillerine nikah-ı makt (gazap evliliği) diyorlardı. Zina, sevicilik, livata gibi cinsel aşırılık ve sapkınlıkları çirkin davranış anlamına gelen “fuhuş” diye isimlendiriyorlardı. Kabe’nin tamiri sırasında açılan yardım kampanyasında fuhuştan ve ribadan elde edilen kazançların karıştırılmaması isteniyordu. Kur’ân’da günahı ifade eden kavramları şu şekilde sıralayabiliriz:

1. İsm (Necm 53/32). Günah anlamında kullanılmaktadır. Kök anlamında hayır işlerden alıkoyma manası vardır.(25)
2. Cünâh: Meyletmek kök anlamından hareketle, insanı Hak’tan sapma meyli gösteren (ism karşılığında) fiiler için kullanılır olmuştur.(26)
3. Zenb/Zünûb: Günah anlamında Kur’ân’da çokça geçen bir başka kavramdır. Kuyruk anlamına gelen zeneb kökünden türetilmiştir. Bir şeyin kuyruğunu tutmak, onun sonuçlarına katlanmak anlamındadır. Günah da, yapılan olumsuz işlerin kötü sonucu demektir.(27)
4. Fuhş/fahşâ: (en-Nahl 16/90), fâhişe (ç. Fevâhiş) (en-Nisâ 4/15; Necm 53/32): Bu kavram, özelde sevicilik, livata, zina gibi cinsel davranışlar ve genelde de aşırı derecede çirkin görülen söz ve fiiller için kullanılmaktadır.(28)
5. Münker : Akl-ı selim ve şer’i şerif tarafından kerih, görülen yadırganan, çirkin görülen davranışlar anlamındadır.(29)
6. Mâsiyet: Isyân kökünden türetilmiştir ve “başkaldırı” anlamındadır.(30) Elindeki asayı kullanarak direnme kök anlamından alınmıştır.
7. Seyyie: Hasene kelimesinin zıddıdır; kötü, çirkin fiil anlamındadır. (31)
8. Küfr: Örtmek, bürümek kök anlamı vardır. En büyük örtü, mutlak hakikati örtmeye kalkışmaktır.(32) O yüzden Allah’ı ve kutsal değerleri inkâra şartlanmışlık anlamında terim olmuştur.
9. Fısk: Şeriatın belirlediği sınırı aşmak demektir.(33) Büyük küçük her günah için kullanılmakla birlikte daha çok İslâm ahkâmını benimsedikten sonra onları tümden ya da kısmen terkeden için kullanılmaktadır.(34)
10. Fücûr: Diyanet perdesini yırtmak anlamındadır.(35)
11. Lemem: Sürçme demektir. Günaha tam düşmeden yaklaşmak anlamındadır.(36) Göz yumulabilir türden olan yanlışlıkları ifade eder.
12. Hatî’e: Hata, yanlışlıkla yapılan şey demektir.(37)
13- Fesâd: Kelime fesede şekliyle kötü olmak, bozulmak, güvenilir olmamak, hatalı, gayr-i âdil olmak mânâlarına gelir. Bir bozulmayı ve kötüye doğru bir mahiyet değiştirmeyi ifade eder. Şu halde düzeldi, uygun oldu gibi mânaları kapsayan Sa1a ha’nın zıddıdır.
14-Şatata: Kök mânâsı bakımından haddi aşmak, taşkınlıkta ileri gitmek, doğrudan iyice uzak­laşmak, hak ve ölçüden adamakıllı uzak düşmek mâ­nâlarına gelir.
15-Cenefe:
Kur’ân-ı Kerîm’de iki ayrı kulla­nış biçimine sahip olan kelime, asıl maddesi itibarıyla, doğru yoldan meyletmek, sapmak, cevretmek, eğil­mek, içtinab etmek gibi mânalara gelir.

Günah kelimesi için bu saydıklarımızdan başka muhtemelen daha başka kelimeler de kullanılmıştır. Keza Haram kelimesini de bu kategori içinde ele almak gerekir. Kur’ân’da “Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.”(38) buyuruluyor. Buradan da anlaşılıyor ki, günahlar tek düze ve hep aynı düzeyde değildir. Büyükleri var küçükleri var. Tabii bu ayrım işlenen yasak fiilin özü itibarıyladır. Yasağı koyana karşı tavır olarak aslında büyük ve küçüğün farkı yoktur. Nitekim eskiler, bir şeyin küçük ya da büyük günah oluşundan çok, o günahın kime karşı işlenmiş olduğunun önemine dikkatleri çekmeye çalışırlardı. Öbür taraftan büyük günahların tevbe ile küçülürken ve hatta silinirken, küçük günahların ısrarla büyüyeceğini de vurgularlardı. İzz b. Abdüsselam (rh.a.) şöyle dedi: “Küçük günah ile büyük günah arasındaki farkı anlamak istersen, haklarında nass varid olmayan günahları, haklarında nass varid olan günahlar ile karşılaştır. Zararları eşit ise o da büyük günahtır.

Allahû Teala’ya sövmek, Rasûllerinden birine hakaret etmek, Ka’be veya Mushaf’ı Şerif’i pislikle kirletmek gibi günahların büyük günahın en büyüğü olduğu halde büyük günah olduğuna dair nass yoktur. Yine bunun gibi namuslu bir kadını kendisiyle zina edecek olan bir adamın yanına getiren veya bir insanı öldürecek adama teslim edenin günahı, öksüz malı yiyen kimsenin günahından daha büyük olduğunda şüphe yoktur. Bunun gibi, düşmana rehberlik yaparak Müslümanların saklı bulundukları yerleri gösteren kimse de savaş alanından kaçan kimseden daha büyük günah işlemiştir. Çünkü düşmanın Müslümanlara mal, can ve namus yönünden her türlü kötülüğü yapacaklarını bile bile bunu işlemiştir.”(39)

Günah, selim fıtratı fesada uğratan bulaşıcı bir mikroptur. Günah mikrobundan imanı kurtarmak, bizim üzerimize farz olan bir ibâdettir. Bulaşıcı bir hastalığı olan kişiyi ziyaret ederken “aman bana hastalık bulaşmasın” diye uğraşırken, sanki kimyasal silahların kullanıldığı bir savaşta iken yapılacağı gibi maskeler, eldivenler takıyorsak, günahlardan korunmak için de aynı hassasiyeti korumalıyız. Çünkü günahlar da bulaşıcı bir hastalık gibidir. Sana yanında işlediği faizi anlatan adam dahi sana günahını bulaştırıyor. Günah, ilâhi kuralın ihlali anlamına geliyor ve bu yönüyle hem ferdin hayatını hem ictimai alanı alâkadar ediyor. Dindeki günah tanımının dünyevi sistemlerdeki karşılığı “suç” olarak kabul edilebilir. Ama “günah” hem “suç”tan daha kapsamlı hem de yaptırımları suçtan daha farklıdır. Günah kapsamı içine giren fiillerin bir kısmının müeyyidesi, ahirete mütealliktir, bazılarının ise dünyevi cezaları mevcuttur. Dünyevi cezalar hiç kuşkusuz, söz konusu dinin, diyelim İslam’ın, hükmedici konumda olduğu durumlarda mümkündür.

Günah denildiğinde “Hududullah” ın ihlâli akla gelir. Tağutların hududlarını ihlal etmek, günah değil sevabdır. Tağutların tespit ve tayin ettikleri hududları Allah’ın hududları gibi görenler, günahlara batanlardır. Asrımızda “Günah işleme özgürlüğü” adındaki slogan, âlemlerin Rabbi olan Allahû Teâla’yı dışlama cinayetidir. Günahın küçümsendiği, çoğaldığı, kitleselleştiği, paralel biçimde suçun da yaygınlaştığı ve en azından zihni platformda suç olmaktan çıkarıldığı bir çağı yaşıyoruz. Her gün daha vahim boyutlarda işlenen günahlar, büyük günahların bile kanıksandığı bir halet-i ruhiye oluşturuyor. Onlarca cinayetin işlendiği bir vasatta bir tek insanın öldürülmesi haber bile olmuyor. İşkenceye dönüşmeyen insan hakları ihlalleri raporlara girmiyor. Sesini duyuramayanların yaşadığı “zulüm”, zulüm muamelesi görmüyor. Her günah işlendiğinde Beşeri düzenlerin “suç” yaklaşımı ile vahyin “günah” nitelemesi arasındaki açı gittikçe büyüyor ve “günah”ın günah olduğunu bildirmek “suç” haline getiriliyor. Altını çizerek diyoruz ki; bir memlekette “günah”ın günah olduğunu bildirmek “suç” haline gelmişse, o ülkede egemen olanlar Alahû Teâla’yı dışlayanlardır. Allahû Teâla’nın belirlediği hududun dışına çıkan her söz, her fiil, her sükut/ tasvip ve tecviz günah cümlesindendir.

Günah; yozlaşma ve fıtrata karşı yabancılaşmadır. Günah bir iç çöküntü, bir terslik ve fıtratla zıtlaşmadır. Günaha giren kimse kendini, vicdanî azaplara ve kalbî sıkıntılara bırakmış bir talihsiz ve bütün ruhî meleke ve kabiliyetlerini şeytana teslim etmiş bir mazlum ve mağdurdur. Bir de o günahı işlemeye devam ederse, bütün bütün ipi elden kaçırır ve artık, ne bir irade, ne bir direnme, ne de kendini yenilemeye mecali kalmaz. Günah, iradenin yüzüne atılmış bir tükrük ve ruha içirilmiş bir zakkumdur. Günahtan zevk alan insan ne sefil; ruhunu dinamitleyen insan ne hoyrattır.! Günah, insana bahşedilen bilumum istidat ve yüce duyguları söndüren bir fırtına ve kalbî hayatı çepeçevre saran zehirli bir dumandır. Bu fırtınaya maruz kalan kurur; bu zehirli havayı teneffüs eden de ölür..
MUSTAFA ÇELİK-Misak Dergisi
___________________
(1)    Günahla helak arasındaki ilişki için bak: Bakara 2/59, 61, Al-i İmran 3/112; Nisa 4/160-161, Enam 6/6, 11, 124; Araf 8/64, 72, 77, 78, 84, 100, 131, 133, 165, 166, Yunus 10/73; Hud 11/37, 80, 83, 84, 94, 116, 117; Yusuf 12/110; Nahl 16/112-113 vd.
(2)    Bak: Araf Sûresi /130-133.
(3)    Hud Sûresi/81-83.
(4)    Hud Sûresi/84-89, 94.
(5)    Araf Sûresi/152.
(6)    Araf Sûresi/166.
(7)    Yunus Sûresi/73-77.
(8)    Hud Sûresi/116-117.
(9)    Nahl 16/112-113.
(10)    Taha 20/48.
(11)    Hac 22/27.
(12)    Müminun 23/45-48.
(13)    Kasas 28/58.
(14)    Sebe 34/15-17.
(15)    Müslim, Birr, 14, Had No: 2553, III, 1980.
(16)    Ahmed, Müsned, V, 251.
(17)    İbni Mace, Fiten, 23, Had No: 3934, II, 1298.
(18)    İbni Mace, Fiten, 23, Had No: 4034, II, 1339.
(19)    Bak: Nesai, Tahrimuddem, 37, Had No: 5, VII, 90-91.
(20)    Buhari, 23, Vesaya, III, 195; Ebu Davud, 12, Vesaya, 10, Had No: 2874, III, 294.
(21)    Nesai, Tahrimuddem, 37, Had No: 18, VII, 111
(22)    Tirmizi, 3, Büyu, Had No: 1207, III, 513.
(23)    Sünen-i Nesai, Tahrimuddem, 37, Had No: 3, VII, 88-90
(24)    İbni Kayyım, Medaricu’s-Sâlikin, I, 315
(25)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh: 10
(26)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh :100
(27)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh : 181,
(28)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh : 373
(29)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh : 50
(30)    Baknz. Mücâdele Sûresi/8
(31)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh : 253
(32)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh : 434
(33)    Hucurât Sûresi/7
(34)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh : 380
(35)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh : 373
(36)    Rağıp el İsfehanî, el- Müfredât, Sh : 454
(37)    (Bakara Suresi/81
(38)    en-Nisâ 4/31
(39)    İzz b. Abdüsselam , Kavaidul Ahkâm c: 1 Sh: 23

3 yorum:

  1. Bu mübarek cuma gününde,sizlerle Mustafa Çelik'in günahın ne olduğunu anlatan güzel bir makalesini paylaşmak istedim.
    Yazıda çok vurucu ifadeler var,Rabbim idrak edenlerden olmayı nasip etsin,bile bile günah işleyip hele hele birde işlediği günahı teşhir eden,hafife alan ahmaklardan eylemesin,onların şerlerinden de sakındırsın,onları islah eylesin,

    nasuh bir tevbe ile kendisine yönelen ve affedilen o bahtiyarlardan olmayı cümlemize nasip etsin(amin),
    cumanız hayır,işleriniz hayır,dualarınız hayır olsun kardeşlerim...

    YanıtlaSil
  2. Allahumme amin....
    Hatice ablacığım ailenizle birlikde Allah'ın razı olduğu kullardan olun. (amin)
    Sizinde cumanız mubarek olsun.

    YanıtlaSil
  3. selamun aleykum kardesim Allah cumlemizi her turlu gunahtan korusun (amin) ne kadar guzel gunahin buyuklugu,kucuklugu degil kime karsi islenmis oldugunu hic unutmamaliyiz...Allahim bizler senin gunahkar kullariniz ama umidimizi asla kesmeyiz ...Yaradanimiz cumlemizin yardimcisi olsun ...

    YanıtlaSil

HERKES YORUM YAPABİLİR,
siteniz veya bloğunuz yoksa ,profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın ,Ad yazan kısma adınızı ve soyadınızı yazın,
(yorumlarınızda iki isim kullanmanız,aynı isimle yazan diğer kardeşlerimizle karıştırılmamanız için önemli)
URL kısmını doldurmasanız da olur,yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir,ilginize çok teşekkür ederim.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

Bu gadget'ta bir hata oluştu

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur