بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet

10 Mart 2014 Pazartesi

BİZE NE OLDU?

"Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?"(Maide suresi 50.ayet meali) 
Rahman ve Rahim olan Rabbimin adıyla başlarım...
Haberleri izliyorum, gece sokak ortasında yürüyen yaşlı âmâ bir adam.Yanında kimsecikler yok, kendisine asasını klavuz yapmış, ağır ağır yürüyor. Tam o sırada gözleri gören iki insan müsveddesi çıkıyor önüne. Adeta gözlerini hırs bürümüş iki canavar. Aniden saldırıyorlar adama, adam kendini korumak için asasını sağa sola savuruyor, ama kâr etmiyor, kendisi hem âmâ hem de tek, onlar gözleri gören, ama gören gözleri dönmüş iki kişiler. Nihayetinde adamı iterek yere düşürüp üzerine abanıyorlar, zavallı adamın ceplerini karıştırıyor para arıyorlar ve buluyorlar. Bütün bu mücadele zavallı adamcağızın üzerinde bulunan 15 TL.için veriliyor. Gözleri dönmüş iki hırsız parayı alıp oradan uzaklaşıyorlar.
İşte idare edildiğimiz düzende para kazanmanın en basit yolu. Acize saldır, parasını gasbet, gerisini düşünme. Her hırsız bu gasbı kendi imkanlarına mevkisine göre, farklı yöntemlerle yapıyor. Kimisi böyle alenen yapıyor, kimisi makamının, kimisi cemaatinin gölgesinde başka adlar altında yapıyor.
İnsanlar kolay para kazanmak, hemen köşe dönmek(!) için her yola başvuruyor. Bu uğurda cinayetler işliyor, haysiyetlerini katlediyorlar.
- Ka'b İbnu Mâlik (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref hırsıyla dine verdiği zarardan daha fazla değildir."
Mânası şudur: Kişinin mal ve şeref için gösterdiği hırs veya bu iki şeye olan sevgisi dine fesad ve zarar getirir, tıpkı aç iki kurdun hiçbir engelleme olmadan sürüye salındığı zaman hâsıl edecekleri zarar gibi... (1)
Tv lerde yarışma adı altında türlü türlü maskaralıklar sergileniyor. Çok para kazanmak, şöhret olmak  adına her zorluğa katlanılıyor. Erkekler kadın kılığına sokuluyor, şahsiyetsiz tavırlar sergileniyor, kepazeliğin biri bin para!!! Ne için katlanılıyor bunlara? Para için, ne olacak para olunca? Rahat yaşayacak günü gün edecek hiç ölmeyecek!!! Peki bu hayat ebedi mi? ne kadar yaşayacaksın? Orasını karıştırma, sen ye iç eğlen! Zevklerini tatmin etmek için her yolu dene, kendini düşün başkası ne yaparsa yapsın. Mantık bu. Mantık bu olunca akıl almaz olaylar, cinayetler birbirini kovalıyor. Paraya da erişse, rahata da erişse gerçek mutluluğa huzura erişemiyor. Bunalımlar, intiharlar en yakınlarını bile katletmeler hep duyduğumuz izlediğimiz hadiseler. Paralı olan da, parasız olan da bu durumlara düşebiliyor. Nedir bu duruma sebep, ne için hiç bir şeyden tatmin olmuyoruz? Çünkü cennete odaklıyız, hep en iyiyi hep daha fazlasını istiyoruz. Ama bu istek ancak imanla Allah korkusu, ibadetle, zikirle ile, sabırla, sağlam bir ahiret inancı ile terbiye olur. Eğer iman eksikse, Allah korkusunun yerini başka korkular almışsa insanlar merhamet yoksunu, sadece zevkinin, rahatının peşinde giden yaratıklar olur. Başlangıçtaki örnek belki de bunun en acı örneği...

Herkesin haberi var, her köşe başı kameralarla dolu, birine yakalanmasan diğeri seni kaydeder. Buna rağmen niçin kötü niyetliler, kötü eylemlerini uygulamaktan çekinmiyorlar, neden hırsızlar hala bu eylemlerine devam ediyor? Çünkü cezalar caydırmıyor. Yakalanıyor bir kaç ay sonra serbest bırakılıyor, çaldığı çırptığı yanına kâr kalıyor. Ya Allah'ın ahkâmı? Suçlu en isabetli ceza ile cezalandırılıyor, hırsız eli kesilerek ürküten ve insanlara ibret olan bir ceza alıyor. Bu durumda,ne kendisi bir daha hırsızlık yapar, ne de onun kesik elini gören hırsızlığa cesaret eder. Bu sadece bir örnek. Bizi yaratan aynı zamanda bizi en iyi bilendir. Hangi suça hangi cezanın verileceğini  de tabii ki en iyi O(c.c) bilir, O(c.c)belirler. İslam düzeninde önce her türlü suçun önüne geçilir, suça götüren yollar bertaraf edilir. Bizzat devletin eliyle, desteği ile imanlı nesiller yetiştirilir. Zekat müessesesi ile muhtaçlara kol kanat gerilir. İçki üretilmez satılmaz. Kumar yolları tıkanır. Fuhuşa götüren yollara müsade edilmez. Yüreklere Allah sevgisi, Allah korkusu yerleşir. İnsanların mutluluğu refahı için gösterilen bunca çabaya rağmen yine de toplum huzurunu bozan, insanların, mallarına, canlarına, namuslarına kasteden olursa artık onlarda cezaya müstehaktır.

 Allah Rasulü(s.a.v) şöyle buyuruyor:
"Yeryüzünde uygulanan Allah'ın öngördüğü bir ceza(had),yeryüzü halkı için kırk gün süre ile yağmurun yağdırılmasından daha hayırlıdır."
Hadis-i şerifin açıklaması ise şöyle:
"Allah'ın cezaları uygulandığı takdirde, insanlar veya onların çoğu veya insanların büyük bir kısmı, haramları işlemekten vazgeçer. Masiyetlerin(kötülüklerin)terkedilmesi ise, semadan da arzdan da bereketlerin elde edilmesinin sebebini teşkil eder"(2)


Okuduğum tarihi bir bilgide "Osmanlı Devleti zamanında koca İstanbul'da bir yılda görülen hırsızlık vakası sayısı 4-5 civarında" imiş.
Acaba o zaman kameralar daha mı çokmuş? ne kamera ne alarm ,ne bu kadar polis, ne bu kadar zabıta vardı. Ama kalplerde iman vardı. Herkesin zabıtası, polisi imanıydı.
“Evlerin kapısının üstünkörü kapatıldığı ve dükkanların çoğunlukla açık bırakıldığı İstanbul’da her sene en fazla beş, altı hırsızlık vakası görülür.” (A. Brayer, XIX. yüzyıl).
“Bu muazzam başkentte namaz saatlerinde dükkanların açık bırakılıp camiye gidildiği ve geceleri konut kapıları basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede beş hırsızlık vakası bile olmaz. Baştan aşağı Hristiyanlarla dolu olan Galata ve Beyoğlu’nda ise hırsızlık olmayan bir gün bile yoktur; cinayet vakaları da pek çoktur.” (F. H. A. Ubicini, XIX. yüzyıl).(3)
Nasıl ki bizler İslamdan, fıtrattan uzaklaştırıldık, Allah'ın ahkamı yok sayıldı, beşeri anayasalarla yönetilmeye başladık işte o zaman, önümüze isyanın kapıları açıldı, nefisler ilah edinildi, işte felaketler o zaman kendisini gösterdi. 
"İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur."(4)
Şahid olduğumuz,duyduğumuz, yaşadığımız acılar, mutsuzluklar, tatminsizlikler gün be gün arttı ve artmaya devam ediyor. Evlerde huzur kalmadı, çocuklar mutsuz, tatminsiz. Anneler babalar da öyle. Tek kurtuluşumuz, kendisi ile şeref bulduğumuz, onu önemsemediğimiz zaman zillete düçar olduğumuz güzel dinimiz İslam.İ şte Rabbimizin bizlere merhameti, rahmeti gereği indirdiği Kur'an'ımız.
İşte şanlı Rasul'ün(s.a.v) bize bıraktığı tertemiz sünneti, ikazları, nasihatleri, hiç bozulmadan, kılı kırk yaran çalışmaların gayretlerin sonucu, sahih kaynaklarla bize kadar intikal etmiş.
Hiç bir şey için geç kalınmış değil. Henüz içimizde yüz kişiyi katledenler yok, ki olsa bile tevbe kapısı açık. Yeter ki biz yanlışlardan günahlardan dönmesini bilelim. Rabbimize yönelelim. Önce kendi nefsimizde sonra ailemizde İslamı hakim kılalım. Hem hal dilimizle, hem kelamımızla en yakınlarımızdan başlamak üzere İslamı tebliğ edelim. Gerçek mutluluğun ve huzurun İslamda, Rabbimizin hükümlerini hakim kılmakta olduğunu anlatalım onlara. İslamın dışında her düzenin, her ideolojinin bizi Allah'tan gayrısına köle yapmak için çalıştığını anlatalım. Gerçek özgürlüğün yalnızca Allah'a kullukla gerçekleştiğini ilan edelim.
Ahireti önümüze, dünyayı arkamıza alalım. Dünyayı arkamıza alırsak o bizi bırakmaz, gölge gibi gelir peşimizden. Dünyayı önüne alanlar ise ona gölgelik yapar, silinirler. Ne demek dünyayı arkaya almak? Onun bir imtihan olduğunu bilmek, ondan ancak ihtiyacımız kadar almak, onu  hedef yapmamak, dünyaya dair uzun emeller beslememek. Hedef cennettir, ahiret saadetidir. Dünyanın saadetleri de hüzünleri de sadece birer imtihan sebebidir.
"Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır."
" Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez."
(5)
Yalnızca Rabbimizin emrettiği şekilde ve yalnızca O'nu(c.c)razı etmek için, biz bize düşeni yaparsak inşeAllah üzerimizdeki sorumluluğu yerine getirmiş oluruz. Sonuç, zafer Allah'ın elinde, O'nun(c.c)takdirindedir. Rabbimiz neyi ne zaman, ne şekilde dilerse o olur. Sonucu biz belirleyemeyiz. Bize düşen gayrettir. 
hayatcemresi
(1)Tirmizî, Zühd, 43, (2377).
(2)Ebu Davud-el esas fi't tefsir-11.cilt s.221
(3) Ceddimiz Osmanlı.net
(4)Ra'd suresi 11..ayet meali
(5)Hadid suresi 22-23.ayet mealleri

8 yorum:

  1. Selamün aleyküm ablacım.
    Diyecek hiç bişey bulamıyorum ne yazık.İslam bu kadar çok yayılırken insanların İslamı yanlış anlamalarının sebebini nedir acaba? Acaba elimizden gelenleri yapıyormuyuz?
    Kötülük bu kadar örgütlenmişken neden iyilik hep pasif ? Neden hiç aktif olamıyoruz?
    Kısacası neden bir olamayıp tevhidi yaşayamıyoruz?

    YanıtlaSil
  2. Kur'an şuurumuz tam olsaydı,hayata bakarken pembe gözlüklerle bakmak yerine,kur'an ayetleriyle baksaydık,kendi kameramız olurduk zaten biz... Yazınız gerçekten çok güzel,ulaşması gereken mecralara ulaşabilse keşke...Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
  3. selamun aleykum canim. Allah sonumuzu hayr eylesin, muslumanlar olarak nereye gidiyoruz? Allah razi olsun senden , ne guzel anlatmissin halimizi.nefislerimizin esiri olmusuz, manevi acligimizdan dolayi doymak bilmeyen nefislerimizi maddi seylerle doyurmaya calisiyoruz:( eskiden her evde bi yasli olurdu, simdi gencler evlenmeden evlerinde yalniz yasayacaklarinin antlasmasini yapiyorlar, sanki kendileri hep genc kalacaklar gibi! Allahim sen bizi gaflete dusurme, hesab gununu unutturma (amin)

    YanıtlaSil
  4. Sa kardeşim yazını bir çırpıda okudum.eline yüreğine sağlık...Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  5. “Yeryüzünde uygulanan bir had cezasıyer yüzü halkı için otuz sabah yağmur yağmasından daha hayırlıdır.”(İbn Hanbel, Müsned, II/402.)
    Bu söze daha ne denirki ablacım. Düşünebiliyormusun bereketi. İnşaallah ogünleride göreceğiz biz yada sonraki neslimiz. Rabbimizin vaadi var. İnşaallah biz olmazsak evlatlarımızın elleriyle ogünler gelecek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı hadis-i şerifin bir diğer rivayetini Said Havva'nın el esas fi't tefsir-11.cilt s.221'de okumuştum,orada hadis'in kaynağı Ebu Davud:

      "Yeryüzünde uygulanan Allah'ın öngördüğü bir ceza(had),yeryüzü halkı için kırk gün süre ile yağmurun yağdırılmasından daha hayırlıdır."

      Hadis-i şerifin açıklaması ise şöyle:
      "Allah'ın cezaları uygulandığı takdirde,insanlar veya onların çoğu veya insanların büyük bir kısmı,haramları işlemekten vazgeçer.Masiyetlerin(kötülüklerin)terkedilmesi ise,semadan da arzdan da bereketlerin elde edilmesinin sebebini teşkil eder"

      Sil
  6. Kaleminize saglik ins dunya maneviyat arasi dengeyi daha iyi oturtabiliriz hayatimizda.

    YanıtlaSil

HERKES YORUM YAPABİLİR,
siteniz veya bloğunuz yoksa ,profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın ,Ad yazan kısma adınızı ve soyadınızı yazın,
(yorumlarınızda iki isim kullanmanız,aynı isimle yazan diğer kardeşlerimizle karıştırılmamanız için önemli)
URL kısmını doldurmasanız da olur,yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir,ilginize çok teşekkür ederim.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

Bu gadget'ta bir hata oluştu

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur