بسم الله الرحمن الرحيم

بسم الله الرحمن الرحيم
(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33.ayet

Kutlu Doğum Programları ile Yerleştirilmeye Çalışılan Soft Peygamber Algısına Reddiye

Henüz 29 Yaşında Hakka Yürüyen bir Şehid'in Dilinden Muhteşem Bir Sohbet

30 Ocak 2015 Cuma

Örnek Aldıklarımız ve Şeyh Suleyman Nasir el-Ulvan

“Âlimler peygamberlerin varisleridir.” (Buhari, İlim, 10)
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlarım...
Bu güne kadar kimleri tanıdık? Kimlere hayran olduk? Kimleri sevdik? Kimler ve yaptıkları beynimizi meşgul etti, kimlere özendik?

Şarkıcılar, türkücüler, tiyatrocular, artistler, mankenler, futbolcular, haberciler, siyasetçiler, gazeteciler vs.vs... Bir asırdır önümüze konulan, sevdirilen örnek gösterilen şahsiyetler hep bunlar oldu. Nerede dünyaya daldıran, dünyayı sevdiren, Allah'dan, Rasulü'nden(a.s) ve dolayısı ile İslamdan uzaklaştıran ne kadar şahsiyet varsa onlar bu topluma empoze edildi, onlar sevdirildi, örnek gösterildi. 

Onlar lüks içinde yaşayan, parası bol, güzel kıyafetli, hayatı sadece, bu dünya hayatı gören, ye iç eğlen, hayatını yaşa, gün bu gündür, bu dünyaya bir daha mı geleceğiz?" mantığındaki şöhret olmuş tiplerdi. 

İslamı sadece namaz, oruç vb. ibadetlerden ibaret olarak zanneden, ilimsiz, adet üzere yaşayan bir toplum ve bu toplumun anne babaları ve evlatları da önlerine konulan bu şahsiyetleri kabullendiler, kendileri onlar gibi olamasa da çocuklarının onlar gibi olmasını istediler. 

Bu yüzdendir ki çocuklarını onların isimleri ile adlandırdılar. Erkek çocuklarının futbolcu olması için futbol klüplerine üye yaptılar, elemelere katılıp seçilmelerini meşhur bir futbolcu, transferleri ile milyonları cebe indiren zengin ve şöhret sahibi bir şahsiyet olmasının hayallerini kurdular, çocuklarını bu hayalle yetiştirdiler.
Çocuklarına onların sevgisini öyle aşıladılar ki tuttukları takımın formasını, aldılar, çocuklarının odalarını bu takımların ve oyuncularının posterleri ile donattılar. Çocuklarını kulüp lisanslı nevresimlerde yatırdılar, eşyalarla, kıyafetlerle donattılar. Maçlarla büyüttüler onları, maçlara gittiler, olmadı evde takip ettiler. Lotolar totolar oynadılar kısa yoldan köşeyi dönmek için... 

Yine kız ve erkek çocuklarını şöhret olmuş şahsiyetlerin isimleri ile adlandırdılar. İzledikleri, müptelası oldukları dizi karakterlerinin isimlerini verdiler yavrularına. Müzik, gitar, bale kurslarına gönderdiler. Bir ümit belki çok kolay bir şekilde erkenden şöhreti yakalar diye, televizyonlardaki yetenek yarışmaları adında saçma sapan, insan haysiyetini kıran, aşağılayan yarışmalara hem kendileri katıldılar, hem çocuklarının katılmasını sağladılar. 

Kız çocukları aşufte kadınlar gibi giydirdiler, mankenlere, şarkıcılara, oyunculara benzetmek için çabaladılar. Saçlarını yaptırdılar, dekoltelere büründürdüler, abartılı makyajlarla onları acınacak bir hale soktular. Şarkı yarışmalarında şarkı icra edebilmeleri için o taptaze körpe beyinlere en müstehcen şarkıları kazıttılar. O tertemiz İslam fıtratıyla yaratılmış yavrularının fıtratlarını bozdular, üzerlerine acımasızca ağır ve gereksiz yükler yüklediler. Allah'ın kendilerine bahşettiği emanetlerine hiyanet ettiler.

Bütün bu şeytanın onay verdiği ve desteklediği çabalar başarıya ulaşsın veya ulaşmasın mutluluk getirmedi. Parası olan da olmayan da, şöhret olan da olamayan da mutsuz, tatminsiz...

"Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur." (Ra'd suresi 28.ayet meali)

Cahiliye devrinde diri diri toprağa gömülen kızlar, İbrahim(a.s) ve Musa(a.s) döneminde öldürülen erkek çocuklar Allahu A'lem cennetlikler. Ya şimdi modern cahiliyenin kıskacında, kendilerini çok sevdiklerini idda eden anne ve babaları tarafından şöhrete, paraya, geçici dünyaya özendirilen ve bu şekilde yetiştirilen, İslamdan bi haber çocuklarımız neredeler? Bu hal üzre devam edip öldüklerinde ibrelerin hem onlar, hem ebeveynleri için cehennemi göstermeyeceğini söyleyebilir miyiz?

Çocuklarımızı emanetlerimizi ta anne karnından itibaren İslam'a uygun şekilde yetiştirmeli, eğitmeliyiz. Önlerine örnek olarak koyduklarımız, başta Allah Rasulü(s.a.v) Peygamberler, sahabe efendilerimiz, alimlerimiz, şehidlerimiz olmalı. Onların hayatlarını anlatmalı, okutmalı okumalıyız. İzinden gidilecekler, imrenilecekler, örnek alınacaklar, hem dünya hem ahiret huzurumuza sebep olacak, hayatları ile, eylemleri ile bizlere izzeti anlatan, hatırlatan örnekler olmalı. 

Ben bu yazıda sizlere böyle örnek şahsiyetlerden birisini, hatta bunlardan ilmi ile en ön sıralarda yer alan, ümmetin çok kıymetli bir alimini kısaca tanıtmak istiyorum. Bahsetmek istediğim alimimiz şu an zindanda. Medrese-i Yusufiyede. Aynı zamanda bizim çağdaşımız. Çağdaşımız kelimesini aynı zamanda yaşıyor olmamızdan dolayı kullanıyorum. Üzerine yüklenen diğer İslam karşıtı anlamları reddediyorum...Şeyh Süleyman Nasir el- Ulvan'dan bahsediyorum.

"Kaynaklar Suudi rejiminin Ağustos 2014'te 15 yıl hapis cezası alan din bilgini Süleyman el-Ulvan'a iki şeyi ilan etmesi karşılığında serbest kalması ve soruşturmanın durmasını teklif ettiğini bildirmişlerdi:
 
1) Suudi yöneticilerinin meşru Müslüman yöneticiler olduğunu ilan etmek,
 
2) Suudi yasalarının şeriata uygun olduğunu, kralın kendi koyduğu kanunlar olmadığını (Allah'ın hukukuna aykırı) ilan etmek.
 
Süleyman el-Ulvan'ın ise bu teklifi  "Başımı kesseniz dahi ben bunları söylemem" şeklinde cevapladığı nakledilmişti.
 
Genç yaşlarında dini akademik çevrelerde büyük üne kavuşan, ilerleyen yıllarda ise uluslararası alanda tanınan, özellikle hadis alanında dikkat çeken çalışmaları ve bilgisi ile ünlü İslam bilgini İbn-i Hacer el-Askalani'den (1372-1448) bu yana yaşamış en büyük hadisçi olarak görüldüğü belirtilen, Suudi rejimine muhalif tavrı ve Küresel Cihat Hareketi'ne yakınlığı ile bilinen Ulvan'ın hayat hikayesi, şahsının öneminin yanı sıra 1990 Körfez Krizi'nden bu yana ülke içerisinde devam eden rejim ve muhalefet ilişkilerine ışık tutuyor.

Gelin kısaca onu tanıyalım...
 Şeyh Süleyman Nasir el- Ulvan kimdir?

1969'da 9 erkek çocuğu olacak olan babasının 4. büyük oğlu olarak Suudi Arabistan'ın Kasım ilinin merkezi Bureyde'de doğan el-Ulvan, küçük yaşlardan itibaren dini alanda eğitim gördü.

14 yaşında iken ülkedeki örgün eğitim sistemini bırakarak dini alanda daha faydalı bulduğu din bilginlerinden özel eğitimler alma ve sistematik ders halkalarına katılma şeklinde eğitimini sürdüren, o yıllardan itibaren hafızası, zekası, anlayış kapasitesi ile çevresinde büyük hayret uyandıran ve bir dahi olarak görülen el-Ulvan, dini eğitiminin ilk yıllarında Kur'an-ı Kerim'in yanı sıra Kütüb-i Sitteyi (6 hadis kitabı: Buhari ve Müslim'in Sahihleri, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve İbn Mace'nin Sünenleri) hadis metinleri ve senedleriyle (sened: bir hadisin metnini birbirine aktaran şahısların listesi) ezberledi.
 
İlerleyen senelerde Kütüb-i Tis'a (Dokuz hadis kitabı, Kütüb-i Sitte'ye ek olarak Ahmed bin Hanbel'in Müsnedi, Darimi'nin Süneni, Malik'in Muvatta'sı) ezberini hadis metinleri ve senedleri ile tamamlayarak asırlardır görülmemiş bir hadis ezberine ulaştı ve 1990'ların başından itibaren hadis alanında Dünya'nın en büyük otoritesi olarak görülmeye başlandı. el-Ulvan ayrıca dini alanda ansiklopedik kaynak olarak görülen çok sayıda dini eseri de ezberledi.
 
O yıllarda iken edindiği prensiple kendisine sorulan dini konularla ilgili naklettiği hadislerin tümünün bütün geliş yolları, senedleri, hadisçilerin meşhurlarının hadis hakkındaki değerlendirmelerini naklederek aktaran Ulvan'ın, bu çok geniş bir hafıza ve ezberleme gücü gerektiren prensibiyle dünyada tek olduğu bildirilmektedir.
 
Bureyde'de iken çok genç yaşlarında Cuma günleri hariç haftanın diğer günlerinde sabah, öğlen ve akşam namazlarından sonra ders vermeye başlayan, bir yandan da eğitimini sürdüren Ulvan'a ilerleyen yıllarda o günlerde ne kadar ders çalıştığı sorulduğunda "15 saat çalışıyordum" cevabını vermiştir.
1992'de 23 yaşındayken Medine'den Bureyde'ye dönen Ulvan bu şehirde imamlık yaptığı mescidi aynı zamanda bir davet ve akademik çalışmalar merkezine dönüştürmüş, 1992'den itibaren, 1980'li yılların sonlarında Ulvan'ı tanıyıp seven hemşerileri Bureydelilerin ötesinde, yıllar içerisinde önce çevre illerde daha sonra Arabistan genelinde, sonrasında ise uluslararası çapta üne kavuştu."

Bu kıymetli alim şu an Suud zindanlarında.O'nu ve onun durumunda olan bütün kardeşlerimizi Rabbim tez zamanda esaretten kurtarsın(amin). Dualarımız, onunla ve yolundan gittiği şanlı Rasulün(s.a.v) izinden giden bütün alimlerimiz ve mücahidlerimizle beraber.

 Modern cahiliyede Haktan saptırıcı bel'amlar değer buldular. Hakkı gizleyerek insanları saptırdılar, kafaları bulandırdılar, İslamın içine, şüphe tohumları serptiler. Hadisleri inkar ettiler. Hadisleri saf dışı bırakıp, Kur'anı nefislerine, akıllarına göre tevil ettiler. 

“Allah ilmi insanlardan çekip almaz. Ancak ilmi, âlimleri almak suretiyle ortadan kaldırır. Allah hiçbir âlim bırakmayınca da, insanlar bir takım cahil başlar edinirler ve onlara sorular sorarlar, onlar da ilimsiz fetva verirler. Bu yüzden de hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar.”
(Buhari, İlim, 34; Müslim, İlim, 13, 14; Müsned, 2/162)

Hakkı haykıranlar, Hakkın ve haklının yanında yer alanlar ise tarih boyunca zindanlardan, işkencelerden, çeşitli çilelerden imtihanlardan geçtiler. Onlara zulmeden krallar, düzenler zamanla unutuldu yok olup gittiler ama onlar Hak davalarından taviz vermeden izzetli duruşları ile adlarını tarihe yazdırırken, sevgileri de Allah tarafından mü'minlerin gönüllerine nakşedildi.

Şeyh Ulvan'ın şu ifadeleri ne kadar da doğru:
"Bir çağda yüz alim bulursun, ama onlardan sadece iki veya üçünün etkisi ve izi kalmıştır. Bunun bir çok sebebi vardır, en önemlileri:
İhlas ve Hakkı korkmadan beyan etmektir."

İşte çocuklarımızı benzetmek isteyeceğimiz, onlara örnek göstereceğimiz bir şahsiyet Süleyman Ulvan. Evet imkanlarımız kısıtlı çoğu zaman ilim meclislerine ulaşamıyoruz, imkan bulamıyoruz. Hepimiz gücümüzün nisbetinde imtihandayız. 

Ulvan bu zamanda yaşıyor, dolayısı ile onun zamanında da televizyon, telefon, internet vb. var. Hani bazen bunları ve dünyaya dair meşgalelerimizi ibadetlerimize, okumamıza  engel görür, bahane ederiz. Demek ki isteyen için hiç bir bahane yok. Evet herkes onun gibi olamaz, ezber ve öğrenme kapasitesi daha düşüktür. 

Kardeşlerim! Meşguliyetlerimiz ve teknoloji her gün düzenli olarak bir kaç sayfa da olsa Kur'an okumaktan, ayda veya bir kaç ayda bir hadis bir ayet öğrenmekten, ezberlemekten, çocuklarımıza öğretmekten, elimizden geldiğince öğrendiğimiz ilimle amel etmekten ve ettirmekten bizi alıkoymamalı. Her gün en az iki sayfa tefsir okusak, bir tefsirin yılda iki cildini okumuş oluruz. Aynı şekilde siyer okusak senede bir iki siyer kitabı okumuş oluruz. İnanın isteyen, gayret eden için bunları yapmaya hiç bir engel yok. Aynı zamanda teknoloji vasıtasıyla da sağlam kaynaklardan ilim öğrenebilir, kendimizi geliştirebiliriz.

Onlar gibi olamasak da, yollarından gidenlerden, onların tavsiyelerine uyanlardan, onları sevenlerden onlara dua edenlerden, ihlas ve samimiyetle kendisini geliştirenlerden olalım. Biz bize düşeni yapalım İhlas, ilim ve gayret Rabbimizin rızası için gereken en önemli unsurlar...
Rabbimiz bizleri ve yavrularımızı dini üzerinde sabit kılsın, ayaklarımızı kaydırmasın, şeytanı kendine klavuz yapıp Hakkın yolundan sapanlardan, cehenneme yol tutanlardan eylemesin, onlara da hidayet versin islah etsin(amin).
 islahhaber.net - hayatcemresi 

Ulvan'ın hayatı ile ilgili bilgiler incanews.com'dan alıntıdır.
***
Şeyh Ulvan'dan bizlere nasihatler...





3 yorum:

  1. Selamun aleykum ablacım Allah razı olsun bizi bu değerli alimle tanıştırmışsın yazında.bir kral öldü yerine diğeri geldi... Herşey tekrar ediyor sanki.Rabbim en kısa zamanda ümmeti dünyanın her yanında kötü kısır döngülerden kurtarıp , onun rızasını hakeden kullardan eylesin. Amin.

    YanıtlaSil
  2. tugba ve kuzusu4 Şubat 2015 16:31

    Esselamu aleykum yazi cok bilgilendirici cezakallahu hayran ablacim.Allah tez zamanda onu ve bu durumda olan kardeslerimizi kurtarsin.gercekten simdiye kadar kimleri ornek aldik.bu kadar kor olusuma sasiyorum.bu arada azmi takdire sayan.15 saat calisiyormus.uyku namaz yeme icmeyi cikartin bos islere vakit harcamadigini gorursunuz Allah ilmi isteyene veriyor masallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahte kahramanlara o kadar alıştı ki gözlerimiz, gerçek değerlerden bi-haberiz...

      Tuğbacım Ulvan öyle bir alim ki alimler üstü veya alimlerin hocası da denilir yani allame bu da her ilim dalında ilim sahibi demek hadis, tefsir, fıkıh vb.Rabbim onu ümmete bağışlasın(amin)

      Sil

HERKES YORUM YAPABİLİR,
siteniz veya bloğunuz yoksa ,profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın ,Ad yazan kısma adınızı ve soyadınızı yazın,
(yorumlarınızda iki isim kullanmanız,aynı isimle yazan diğer kardeşlerimizle karıştırılmamanız için önemli)
URL kısmını doldurmasanız da olur,yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir,ilginize çok teşekkür ederim.

KUR'AN IŞIĞINDA ÖLÜM, KIYAMET, AHİRET.....Mutlaka dinleyin...

BU SİTEDE YER ALAN KONULAR

Translate

Blog Archive

Bu gadget'ta bir hata oluştu

yasal uyarı

Protected by Copyscape DMCA Takedown Notice Search Tool HAYATCEMRESİ Adlı sitede yayınlanan tüm içerik hayatcemresi2.blogspot.com'a aittir.Hiçbir şekilde izinsiz kullanılamaz.
 
Copyright © HAYATCEMRESİ - Blogger Theme by BloggerThemes & freecsstemplates - Sponsored by Internet Entrepreneur